Berrin Turan

Bir insanı kendisi kadar, kendi düşünceleri, dertleri, korkuları ve noksanları kadar ne meşgul edebilirdi?
İnsan ve Duygular
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Fakat içimizde, bizim "ahlak" tarafımızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir hesabi bir tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu. 
Edebiyat
Mesela herhangi bir gün müthiş bir iç sıkıntısı seni boğar. Hayat sana karanlık, manasız gelir. İnsan, biraz evvel senin zırvaladığın gibi felsefeler yapmaya başlar. Hatta yavaş yavaş onu da yapamaz ve canı ağzını açmayı bile istemez. Hiçbir insanın, hiçbir eğlencenin seni canlandıramayacağını sanırsın.
Edebiyat
Ve gelelim kitabın son alıntısına
"Acıtsa da sevindirse de her şey geçiyor. Sanki bir oyun alanında gibiyiz ve insan hep yalnızlaşıyor. Her şey bir gün elimizden alınacak oyuncaklar gibi..."
Her şeyin bir sonunun olması anlamlı kılar yaşamı. Ölmek için degil, anlam bulmak için doğar insan.