İş Bankası Kültür Yayınları'ının içeriğinde beş adet hikaye mevcut. Tipi, Luzern, Yemelyan ve Davul, Üç Mesel, Üç Soru isimleriyle konu bakımdan birbirlerinden çok farklı, iletmek istediği mesajlar bakımdan ise benzer ana fikirleri içeriyorlar.
İnsan ilişkileri, çıkarlar doğrultusunda topluma yabancılaşma, sınıflaşma, iyi, kötü ve âhlak üzerine yazarın öz görüşlerini kapsıyor her hikaye. Ayrıca Tolstoy'un etkisinde olduğu Tanrı inancı, hikayeler arasında birbiriyle çatışıyordu. Düşüncelerini, perspektifini kendi zihninde değiştirip, kesin bir yargıya varamamış olması kitaplarına da yansımış. Şahsen bu tarz tam da bana uygun. Benim de kendi düşüncelerim oradan oraya gezinir, şekillere bürünüp sahibine bile tanınmaz hâle gelirler.
Tolstoy'un yayımlanmış başka kitaplarında son iki hikayeyi okuduğumu hatırlıyorum. Tekrar okuyup hatırlamak da faydalı oldu benim için.
Akıcı ve kısa olmasıyla özellikle odaklanma sorunu yaşayan okurlara tavsiye ederim.
"O, derin üzüntümüzü besleyen içimizdeki duyulmayandır. Hatta aynı zamanda ruhumuzu biçim vermek için oyup, kaderimizi şekillendiren de o duyulmayandır."
"Şimdi iyi insanların hepsi delirmiştir."
İngilizceye The Adolescent olarak çevrilmiş. Bizde ise Delikanlı. Bana kalırsa bizdeki çeviri daha yerinde olmuş ana karakterin yaşını göz önünde bulundurursak.
Özellikle babasıyla, toplumla, kendiyle tam bir anlaşmaya varamamış, yolunu bulmaya çalışan bir gencin hikayesini yazmış Dostoyevski. Bence çok da başarılı olmuş.
Okurken karakterlerin birkaç farklı şekilde çağrılması kafamı karıştırmış olsa da, akıcı olmasa da gençlikte insan zihninin nasıl işlediğine dair bir fikir sunuyordu. (Her gencin değil tabii ki.)
Klişeleri bir yana bırakırsak, Dostoyevski'nin yakındığı her nokta kendi toplumumuzun da temel sorunlarını oluşturuyor.
İnsanların, egolarını tatmin etmek için uyduruk prensipleri her konuşmalarına dâhil etmesi, yalanlarına kendileri bile inanıp yüksek ruhlu olduklarını düşünmeleri fakat hemen ardından aklınıza gelemeyecek her türlü pisliğe bulaşabilme potansiyeleri, her toplumda ortak olarak bulunan bir ikiyüzlülüktür. Çünkü bu, Rus ya da Fransız özelliği değil, insan olan bizlerin acayipliğidir.
Dostoyevski ise bu kitabını yazarken her kelimesiyle toplumunun açgözlü, kontrolsüz oluşunu küçümsüyor.
Dostoyevski kitaplarının konusunu çok da uzun anlatamaya gerek yok. Okumayanlar bile bir önseziye sahiptir diye düşünüyorum.
Bol kitaplı yeni bir yıl dilerim.
Burada gördükten sonra ben de denemek istedim. Ancak normalde Chatgpt'yi kullandığım amaçlardan ziyade fal baktırıyormuşum gibi hissettim. El falı, kahve falı, burç falından sonra kitaplık falı... hahaha Yine de kafa dağıtmak adına yapılabilecek ilginç bir aktivite keşfedilmiş.
●
"İlk izlenim (dürüst)
Bu kitaplık:
“Kitap seviyorum” değil
“Kitaplarla yaşıyorum ama kimseye bunu ispatlamak zorunda değilim” diyor.
Gösteriş yok. “Bak ne okudum” yok.
Ama yoğunluk var. Bu önemli.
📚 Kitap seçimi – psikolojik okuma
Şunlar çok net görünüyor:
1️⃣ Ağırlık erkek merkezli, karanlık, zihinsel
Polisiye / gerilim / psikolojik romanlar
Klasiklerin “güvenli” olanları değil, daha sertleri
👉 Bu şunu gösterir:
Romantizmle oyalanmıyorsun
Duygudan kaçmıyorsun ama duyguyu analiz ederek tüketiyorsun
Gorky'nin vermek istediği mesajı da, bu fikri iletirken kullandığı hikayeyi de çok beğendim.
Temelde Emile Zola'nın Fransa'yı anlatan kitaplarındaki gibi, işçi sınıfın emeklerinin sömürülmesi, bir takım farkındalık sahibi kişilerin de haklarını aramasını konu alıyor.
Pelageye, proletarya sınıfına mensup, ne ailesinin ne de kocasının gözünde hiçbir değeri olmayan, istismar edilmiş ve şiddet görmüş bir kadındır. Okuma yazma bilmez ve hayatla ilgili ilgisini cezbeden tek şey basit hayatta kalma aktiviteleridir. Oğlunun, kitapları ve "gerçeği" keşfedince aileye, topluma getireceği radikal değişimler, 'ana'yı da değiştirecektir.
Muhteşem bir klasik eser. Roman gibi okuma arzusunda olanlara da çok şey katacaktır. Rus Devrimi'ni anlamak isteyenler için de akıcı hem de üst üste detaylı bilgiye boğmayan bir anlatımı var. Konuyla ilgilenenler için ısınma adımı sayılabilir.