İnsanlığı sarsan acılar listesinden çok daha büyük ve dehşetengiz bireysel ıstıraplar bulabileceğimi tahmin edersiniz sanırım. Zaten gerçek acılar toplumsal değil bireysel olarak yaşananlardır. Şükürler olsun ki, acıların en müfrit olanlarına yığınlar halinde değil bireyler olarak maruz kalırız. 
Ben hayatı kendi yüreğimde yaşarken ve ruhsal bakımdan en yoğun, en zor ve en sancılı düşüncelere dalmaya alışkanlık haline getirmişken o önüne düşen gölgeleri yahut kuzgun kanatlı saatlerin yitişini umursamadan gezerdi. 
Güzellikten çirkinlik çıkartıp sükunetten kahırlanmayı nasıl beceriyorum? İyilikten maraz doğarsa, neşeden de keder doğar. Ya geçmişteki mutlu anılar bugününün acısıdır ya da şu anki sefaletin kökeninde geçmişte yaşanmış coşkunluklar yatar.