Ayak parmaklarımın arasında tuttuğum bir parça kırık tebeşirle yere çizdiğim o bir harf, benim için yeni bir dünyaya giden yol, zihinsel özgürlüğümün anahtarıydı. Çarpık bir ağızla bir şeyler ifade etmeye can atan benim için , gerginliğimi rahatlatma kaynağıydı.
İşte biz bu halka "akıllı, bilgili, anlayışlı, sezgili" diyoruz. Yalan Onları da, bizi de kandırmışlar, aldatmışlar. Biz de o yalana aldanıp körü körüne halk dalkavuğu olmuşuz. Acı gerçekleri öğrensek, öğretilmeden, eğitilmeden halkın bilgili, anlayışlı olamayacağını kavrasak, O zaman ne yapmamız gerektiği üzerinde düşüneceğiz. Ama, "Halk bilir, anlar..." deyince düşünceye yer kalmıyor artık.