Ayak parmaklarımın arasında tuttuğum bir parça kırık tebeşirle yere çizdiğim o bir harf, benim için yeni bir dünyaya giden yol, zihinsel özgürlüğümün anahtarıydı. Çarpık bir ağızla bir şeyler ifade etmeye can atan benim için , gerginliğimi rahatlatma kaynağıydı.
İşte biz bu halka "akıllı, bilgili, anlayışlı, sezgili" diyoruz. Yalan Onları da, bizi de kandırmışlar, aldatmışlar. Biz de o yalana aldanıp körü körüne halk dalkavuğu olmuşuz. Acı gerçekleri öğrensek, öğretilmeden, eğitilmeden halkın bilgili, anlayışlı olamayacağını kavrasak, O zaman ne yapmamız gerektiği üzerinde düşüneceğiz. Ama, "Halk bilir, anlar..." deyince düşünceye yer kalmıyor artık.
Burada her şey lafa dayanıyor. Çünkü başka hiçbir şey yok. Bu insanlar kendi felaketlerinden,mutsuzluklarından bile bir eğlence çıkarıyorlar; kendileriyle bir güzel alay ediyorlar. Bu bir saklı intikam mı, nedir ? ( tespit gibi tespit)