Beni kitaplarımla yalnız bırakın zira bu hayat ziyadesiyle midemi bulandırıyor.
♡ ✦ ☆ ❆ ☼ ✿ ♡ ✦ ☆ ❆
İnsan, biyoloji ile çevre, doğa ile kültür arasındaki karşılıklı etkileşimin tarihsel bir ürünüdür.
Erkek Samanlar da yaptiklari dini yahut sihircil törenlerde basari kazanmak için, kadin gibi saçlarini uzatirlar, kadin elbisesi giyerler, ince sesle konusurlar, hatta kendilerinin gebe kaldıklarına, bir takim balik, karga, ve ilh. gibi seyler doğurduklarına inanirlar... Saman, kadina ne denli benzerse, manevi degeri o denli çok olur. Bu kadinlasma din mecburlığu, Samanlari ters cinsiyete dek götürdügü söyleniyor." (Keza, s. 21-22).
''Sosyalist ev' demek, evin isinde kadinin hakimiyeti de-mektir. Hakiki babayi kesinlikle tanimak imkansiz bulundu-gundan, özel bir ananin taninmasi, kadinlarin, yani ananin yüksek itibar görmesi anlamina gelir. Ilk Toplumda kadinin erkege köle oldugunu düsünmek, 18. Yüzyll filozoflarinin bize aktardiklari en saçma fikirlerden biri oldu. Kadinin durumu yalniz özgür degil, fakat pek itibarli idi de." (F. Engels)
Bugünkü kadında bir eksiklik varsa, bunu tabiatin geregi saymamali, erkegin 10 bin yildir kadini içine düşürdüğü çıkmazda, baskida ve ezide aramalidir.
"Kadin da erkek kadar insandir" mi? Onu söylediginiz gün, Türkiye'nin bütün erkekleri, bir merkezden kumanda almisça, tek cepheli olurlar, katir katir direnirlerdi. Bu erkeklerden hiç birisi, -en homoseksüelleri bile- anasiz dünyaya gelinemeyecegini, kizkardessiz, essiz, kadinsiz yasanma-difini bilirlerdi. Ancak: "Kadin da sokakta gezebilir, ister bastonla, ister pantolonla... size ne oluyor?" diyemezdiniz.
Yedisinden yetmisine erkek cinsi daha kundakta iken o çalımla egitilmisti.