Dönem: 18.yy
Yer: Lizbon[Mafra]
Mekan: Genellikle Manastır ve köy evi
Esas oğlan: Baltasar
Esas kız: Blimunda
Yardımcı oyuncu: Rahip Bartelomou Lourenço
Olay Portekizin Lizbon Kenti ve Mafra kasabası arasında geçiyor. Din - bilim ve kraliyet - halk arasında yaşananlar, sosyal ilişkiler dile getiriliyor. Bol bol ironi yapılıyor kitapta, geçmiş anlatılırken günümüzle de kıyaslanıyor olaylar ve bazı şeylerin hiç değişmediği görülüyor.
Baltasar, savaşta sol elini kaybetmiş bir askerdir. Kalan parayla eli yerine kullanacağı bir Çengel yaptırır.
Blimunda, annesi Engizisyon tarafından sürgüne gönderilen bir kızdır. Mahkeme anında Baltasar ile tanışırlar ve bir daha hiç ayrılmazlar
Rahip Bartelomou: Havada uçma projesi vardır ve bu proje kral tarafından da desteklenir. Uçan makine Passarola'nın yapımına başlar ona bu yolculukta Baltasar ve Blimunda eşlik edecektir.
Diğer taraftan ise Kral veliahtı olursa Mafra'ya bir Fransisken Manastırı inşa edeceğine dair söz verir. Ve sözünü tutar ancak Manastır ilk başta 70-80 keşişin barınacağı şekilde başlamışken Kralın isteği üzerine yıllar içinde devasa bir yapıya dönüşür. Evet gerçekten Mafra da 18.yy başlarında yapımına başlanan ve 1755 de tamamlanan(bazı sayfalarda 1730 diye geçiyor bitiş tarihi, ancak 1730 tarihi binanın kilise tarafından kutsanma tarihi) yaklaşık 45 bin kişinin ve binlerce sanatçının çalıştığı bir Manastır yapılmış bu devasa kompleks içinde Manastır, kilise, kütüphane, saray bulunan bir yapı var. Ve bu kitap da o yapının güncesi. Mesela kitabın bir yerinde kürsü olmak üzere taşınan devasa bir mermer kütlesinin taşınması en ince ayrıntısına kadar anlatılmış tam olarak 26 sayfa (evet üşenmedim saydım)
Saramago kitabında bol bol İroni yapmış geçmiş ve gelecek arasında gidip gelmiş, dinin bilime her zaman üstün
Huzur anlatılmaz okunur...
İnceleme diyoruz ama bizim daha doğrusu benim yaptığım asla bir inceleme değil kitabın kendimce yorumlanması sadece. İnceleme çok daha kapsamlı bir kelime ve kolay kolay kimsenin bu işi hakkını vererek yapacağını düşünmüyorum. Öncelikle bunu belirtmek istedim.
Kitap o kadar bilgi, kültür ve sanat dolu ki her sayfadan sanatın çeşitli kolları (musikiden edebiyata, resimden heykele, felsefeden teolojiye vb.) ve farklı ideolojiler ve hatta eser isimleri bile adeta damlıyor . Eh bu kadar yükleme ile kitabı okuması bir hayli güçleşiyor bildiğim yazar, ressam, heykeltıraş, filozoflar olduğu gibi epeyce bilmediklerim de var ve bunlar kimmiş diye ikide bir araştırınca haliyle okuma uzun sürüyor. Ancak Tanpınar'ın çok yönlü bir sanatçı olduğu da ortaya çıkıyor böylelikle, kitapta geçen bütün isimleri not edeyim diye uğraştım ancak bir yerden sonra ipin ucunu kaçırdım ve huzurla okumaya devam ettim.
Adı Huzur olsa da bir türlü huzuru bulamayanlar resmedilmiş aslında kitapta... En çok da Mümtaz'a kızdım tabi, bu kadar düşüneceğine, basiretsiz davranacağına sevdiğim dediğin kadına sahip çıksaydın da çeşitli sanrılarla hayatını mahvetmeseydin. Hem kendine yazık ettin hem Nurana...
Küçük yaşta babasını ve annesini kaybeden Mümtaz İstanbul'a amca oğlunun yanına gelir ve onun himayesinde büyür ve eğitim görür. Günlerden bir gün hayatının aşkı olan Nuran ile tanışır ve sonrasında onu da kaybeder. Onları ayıran ölüm değil Mümtaz'ın basiretsizliğidir.
Çok çok güzel bir kitaptı şimdi sırada mahur beste var. Huzur kitabında sık sık geçen Mahur bestenin hikayesi oldukça ilginç gibi görünüyor. Belki de Huzur'dan önce okunmalı bilemiyorum bunu okuyunca anlayacağım.
Kitapla kalın efenim :)