Arap toplumu, İslâm'ı seçmeden önce tarih sayfalarında çokça bahsi geçen bir topluluk değildi. Fakat İslâm'ı kendisine dîn, şeriatını hayat metodu kabul ettikten sonra Allah, Arapların diğer topluluklar arasındaki yerini ve makamını yükseltti. Zamanla bu toplulukların ve dünyanın sultanı konumuna geldiler. Düşmana karşı mücadele ettiği, Allah’ın kitâbına ve peygamberinin sünnetine bağlı kaldığı müddetçe bu konumlarını korudular. Fakat cihadı ve düşmana karşı mukâvemeti terk ettiği, yöneticileri geçici dünya zevklerine daldığı andan itibaren Allah da o toplumun hâlini değiştirdi ve sultan iken köle oluverdiler. Artık düşmanı, ona hükmetmeye başladı. Topraklarını işgal etmekle yetinmeyip bütün hayatlarına da el koydu.
Filistinliler; işgal kargaları zulümlerle, orantısız güçle ve uluslararası güçlerden almış oldukları maddî ve manevî yardımlarla Filistin topraklarına geldikleri andan itibaren savaşmayı, düşmana karşı direnmeyi terk etmediler. Bu süre zarfında Filistinli mücahitler, şehadet ve esirlik arasında sürekli gidip geldiler.
O gece her şey değişti. Akrabalarımı, mesai arkadaşımı, öğrencimi kaybettim. Aylarca evimden uzak yaşadım. Ama en çok canımı acıtan kuzenim ve 3 yaşındaki kızı oldu. Çocukluk arkadaşım. Aynı üniversitede okuduk, meslektaşım. Bizi birbirimize benzetirlerdi. En çok gözlerimizi.. Şimdi bana bakıp ağlıyorlar.😢 Çok özledik sizi.