Ayaklarımın altındaki tarihin sağlamlığını hissetmeye ve güne, aya ve yıla anlam kazandırmaya çalışıyorum.
Burası hiçbir zaman sessiz değil. Z yeniden yüksek sesle ağlamayı öğreniyor. Tek öğrenen o değil.
... Bu eskilerde kalmış, saçma, ucube ayinin bana neler yaptığını nasıl anlatabilirim, dudaklarının dudaklarıma değmesinin? Hangi formül ifade edebilir ruhumda her şeyi silip süpüren, geride yalnızca onu bırakan kasırgaları?
Kendimden geçmiş (ve muhtemelen budala gibi) gülümsüyordum; gözbebeklerine bakıyor, birinden diğerine geçip duruyor, ikisinde de kendimi görüyordum: Ufacık, milimetrik boyutlardaydım ve o ufacık, rengârenk dehlizlere hapsolmuştum.