“Sadece ölmekten korkanlar randevu alır” derdi. “Sadece onlar, randevuyla gidilen amaçlara sahiptir. 4 yıl sonra mutlaka mezun olur, 6 yıl sonra bir işe girmezse delirir, 10 yıl sonra bir yolunu bulup ev alır, 50 yıl sonra da en fazla on farklı ölümden biriyle hayatı terk ederler!”
Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığınız göreceksiniz. İnsan bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesindendir.
Facia şudur: Geçmişte kölelik vardı, bugün de var. Fakat geçmiş kölelik bilinçli bir kölelikti; hem köle, köle olduğunu duyulmuyor, hem kimden ve nasıl köle yapıldığını biliyor, hem kendisini köleliğe götürmüş olan efendiyi tanıyor hem de kölelik düzeninin baskıcı kalıplarının esaretin sürüklenen yazgısını biliyordu. Kulunç ve böbreğinin üstüne yediği kırbacı hissediyordu. Gelgelelim köleler -insanlar- azat olmuşlar, özgürlüklerine kavuşmuşlardır; fakat bilinçsizce içten köleliğe sürüklenmişlerdir. Gerçi kölelerin başları kölelik bağından kurtulmuştur; fakat "başların içi" köleleşmiş ve köleleşmektedir.
Eğitim ve öğretimdeki değişmez standartlar, özgürce gelişmesi ve yetişmesi gereken insanın ruhuna yüklediğimiz kalıplar demektir; bu standartlarla insanı çağımızın kölelik kalıplarına derinden hapsediyoruz.