Sınırlarımızı, engellerimizi, sorgusuz kabullerimizi ve uyum adına koyulmuş tüm kuralların ardında artık tanımını bile unuttuğumuz özgürlüğün bir martının gözünden dışa vurulması.
Asıl özgürlüğün fikirlerimizin bağımsızlığı olduğunu ve buna ancak sınırlarımızı aşmak pahasına sürekli çalışarak, daha çok öğrenerek ve öğrendiklerimizi anlamlandırarak ulaşabileceğimizi hatırlatan Martı jonathan kendi özgürlük savaşına hem kendi sürüsünü hem de bizleri dahil etmiş.
Kitabın 4. Bölümünde ise yazar, düşünmeyi bırakan martıların artık amacının ne olduğu bile bilinmeyen ritüellere bağlanan, kutsallaştırılan öğretinin; sahilde pineklemekten başka hiçbir işi olmayan martıların düzeninden pek de farklı olmadığını ortaya koymuş.
Kendimizi, hayatımızı ve özgürlüğümüzü düşünmek adına küçük bir davetiye...