Emine Betül Ünal

Emine Betül Ünal
Onların beni anlamalarına imkan yoktu; asla izahat vermeye de mecbur değildim
Elhasıl: Fehim(anlamak), ifhamdan(ikna edip sükût ettirmekten) daha esheldir(kolaydır).. vesselâm!.. Muhâkemat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
....ile'l-merkeziye(merkezden dışa doğru) olan kuvve-i câzibe(çekim gücü), ani'l-merkeziye(merkezden içe doğru) olan kuvve-i dâfiaya(itme gücü) galiptir. Çünkü; kulağın dimağa karâbeti (yakınlığı ) ve akıl ile sıla-i rahmi vardır. Halbuki, mâden-i kelâm( sözün madeni) olan kalb ise, lisandan uzak ve ecnebidir. Ve hem de çok defâ lisan, kalbin dilini tamamen anlamıyor. Lâsiyyema(özellikle), kalb bâzen mes'elenin derin yerlerinden –kuyu dibinde gibi– bir tıntın eder ise, lisan işitemez; nasıl tercümanlık edecektir?.. (Yani dil her zaman sözün madeni olan kalbe tercümanlıktan acizdir) Muhâkemat
...bir fende, herbir ilim sahibi, onda sanatkâr olmak lâzım gelmez.
Söylenene bak, söyleyene bakma; söylenilmiştir... Fakat ben derim: Kim söylemiş? Kime söylemiş? Ne içinde söylemiş? Ne için söylemiş? Söylediği sözü gibi dikkat etmek, belâgat nokta-i nazarından lâzımdır, belki elzemdir. Muhâkemat
Sayfa 85·Kitabı okudu
Eğer, ilâhiyat ve usûlün bahis ve tasvirinde isen, şiddet ve kuvvet ve heybeti tazammun eden üslûb-u âlîden ayrılmamak gerektir. (Eğer Allah'tan bahseden ilimden ve onun prensiplerinden bahsedip açıklıyorsan, şiddet ve kuvvet ve heybeti barındıran üstün ifade tarzından ayrılmamak gerektir.) Eğer, hitâbiyat ve iknâiyatta isen, zînet ve parlaklık ve tergib ve terhibi tazammun eden üslûb-u müzeyyeni, elinden gelirse elden bırakma. Fakat, gösteriş ve tasannu' ve avâmperestâne nümâyiş etmemek gerektir. (Eğer hitap ve ikna etmekte isen, zînet ve parlaklığı aynı zamanda teşvik ve korkutmayı barındıran süslü ifade tarzını elinden gelirse elden bırakma. Fakat, gösteriş yapmadan ve büyüklenmenmeden halka kendini gösterme maksadıyla yapmamak gerektir.) Eğer muamelât ve muhaverât ve âlet olan ilimlerde isen, vefâ ve ihtisar ve selâmet ve selâset ve tabiîliği tekeffül eden ve sâdeliği ile cemâl-i zâtiyeyi gösteren üslûb-u mücerrede iktisar et. (Eğer davranış, konuşma ve işleme ilimlerinde isen, sözünde dur ve sözü kısalt ve sözün güvenirliğine ve akıcılığına ve doğallığına kefil olan ve sadeliği ile zâtın güzelliğini gösteren sade ve basit ifade tarzıyla yetin.)