Mükerrem (ikram olunmuş) olan insan, insâniyetin cevheri itibarıyla, daima hakkı satın almak istiyor ve daima hakikati arıyor ve daima maksadı, saâdettir. Fakat bâtıl ve dalâl(sapkınlık) ise, hakkı arıyorken haberi olmadan eline düşer. Hakikatin madenini kazarken, ihtiyarsız (kendi seçmeden)bâtıl onun başına düşer. Veyahut hakikati bulmaktan muztar(mecbur olmuş) veya tahsil-i haktan hâib(nasipsiz) oldukça, asıl fıtratı ve vicdanı ve fikri; muhal(imkansız) ve gayr-ı mâkul(mantığa aykırı) bildiği bir emri, nazar-ı sathî (yüzeysel bakarak)ve tebeî(başkasına uyması)ile kabulüne mecbur oluyor.
Muhâkemat
Nazarını âleme gezdir. Hangi yerinde noksaniyeti görebilirsin?" Kellâ... Gören, görmez; meğer kör ola veya kasr-ı nazar illetiyle mübtelâ ola.
Muhâkemat
....kavga ve müzâhametin meydanı olan dağdağa-i hayâta peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinad, marifet-i Sânidir...
Muhâkemat