Emine Betül Ünal

Emine Betül Ünal
Onların beni anlamalarına imkan yoktu; asla izahat vermeye de mecbur değildim
Mükerrem (ikram olunmuş) olan insan, insâniyetin cevheri itibarıyla, daima hakkı satın almak istiyor ve daima hakikati arıyor ve daima maksadı, saâdettir. Fakat bâtıl ve dalâl(sapkınlık) ise, hakkı arıyorken haberi olmadan eline düşer. Hakikatin madenini kazarken, ihtiyarsız (kendi seçmeden)bâtıl onun başına düşer. Veyahut hakikati bulmaktan muztar(mecbur olmuş) veya tahsil-i haktan hâib(nasipsiz) oldukça, asıl fıtratı ve vicdanı ve fikri; muhal(imkansız) ve gayr-ı mâkul(mantığa aykırı) bildiği bir emri, nazar-ı sathî (yüzeysel bakarak)ve tebeî(başkasına uyması)ile kabulüne mecbur oluyor. Muhâkemat
Sayfa 94·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Zirâ Kur'ân, kâinatta tefekküre emir verdiği gibi, fevâidi tezkâr ve nîmetleri ta'dâd eder. Muhâkemat
Sayfa 92·Kitabı okudu
Nazarını âleme gezdir. Hangi yerinde noksaniyeti görebilirsin?" Kellâ... Gören, görmez; meğer kör ola veya kasr-ı nazar illetiyle mübtelâ ola. Muhâkemat
Sayfa 92·Kitabı okudu
Akıl görmezse de, fıtrat görüyor... Vicdan nezzardır, kalb penceresidir. Muhâkemat
Sayfa 91·Kitabı okudu
....kavga ve müzâhametin meydanı olan dağdağa-i hayâta peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinad, marifet-i Sânidir... Muhâkemat
Sayfa 91·Kitabı okudu