....tabiatın güzelliği böyle arttıkça içimizdeki sevmek ihtiyacını çoğaltır. Dünya en güzel ve hayat en uysal olduğu zamanlarda gündelik alakalarından kurtulan ruhumuz en mahrem varlığımıza dönmek ve aşkımıza ermek ister. Sevdiğimiz
şeyleri, suları, gökleri, mehtapları, güya sevgilimizin ellerini
yüzünü, gözlerini bunlara bile tercih etmek için severiz. Tabiat güzelliğinin ruha verdiği genişlikle herkes, içinde ve hayatında duyduğu boşluğu ancak aşkıyla doldurabileceğini anlar.
....melâikenin bir kısmı insanları hıfzediyor, bir kısmı kitabet işlerini görüyor. Demek insanlarla alâkaları ziyade olduğundan, insanların ahvâline ehemmiyet veriyorlar.
En derin sözleri ve en mükemmel ahenkleri hazırlayan hep
sükútlardır. En doğru fikirler gibi en kudretli cesaretler de sükûttan doğar. Sessizlik şiir zevkini besler ve şiirler arasında ancak sükût lazım veya mümkün olduğu gibi bu güzel sükûtlardan sonra insana susmak veya şiir söylemek yaraşır.