Beyazpiremses ྀ

Beyazpiremses ྀ
@Beyazpiremses
Spontane…
143 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Duygusuz Değil, Yabancı..
Puan vermedi·110 syf.··
2026 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 23:21
Yabancı, insanın dünyayla arasındaki mesafeyi anlatan sarsıcı bir roman. Albert Camus burada bir cinayetten çok, toplumun beklentilerine uymayan bir adamı yargılıyor. Meursault’nun suçu yalnızca işlediği eylem değil; annesinin cenazesinde ağlamaması, güneşi hissetmesi, hayatı dramatize etmemesi. Roman boyunca şunu hissediyorsun: Toplum, gerçeği değil, duygunun gösterilmesini istiyor. Meursault ise rol yapmayı reddediyor. Ne hissediyorsa o. Ne düşünüyorsa o. Fazlası yok. Bu da onu “yabancı” yapıyor. Camus’nün dili sade ama tok. Anlattığı şey büyük: Hayatın anlamsızlığı ve insanın buna verdiği tepki. Absürd olan, ölüm değil; ölümün kaçınılmazlığını bilip yine de yaşamaya devam etmek. Kitap bittiğinde içimde garip bir serinlik kaldı. Büyük bir dram değil; daha çok çıplak bir gerçeklik. Şunu düşündüm: Belki de insanı en çok rahatsız eden şey, sahici birinin aynasıyla karşılaşmak.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137bin okunma
Reklam
Ruhu Yaralıydı, Belli Ki.
8/10
·192 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 20:56
Bekle Beni bittiğinde şunu fark ettim: Bazı insanlar konuşurken değil, susarken kendini ele verir. Bu roman tam olarak o suskunlukların hikâyesi. Zülfü Livaneli karakterlerini bağırarak değil, içten içe kırarak anlatıyor. Ve o kırılma okura geçiyor. Herkesin içinde taşıdığı bir geçmiş var bu kitapta. Bastırılmış duygular, yarım kalmış hesaplar, geç kalınmış cesaretler… Aşk var ama masum değil; bekleyiş var ama umutlu değil. Daha çok, insanın kendi vicdanıyla yaptığı sessiz bir mücadele gibi. Okurken en çok şunu hissettim: Ruhu yaralı olan insanlar genelde güçlü görünür. Ama o güç, içerde saklanan kırıkları gizlemek içindir. Roman tam da o çatlaklardan sızıyor. Bitirdiğimde içimde hafif bir ağırlık vardı. Dramdan değil; gerçeklikten. Çünkü bazı hikâyeler insanı üzmez, insanı fark ettirir. Ve fark edince de eski sen olarak kalamazsın.
Alıntı
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
“Aşk Sabırdır, Sabır Aşkın Terbiyesidir.”
10/10
·80 syf.··
2026 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 15:10
Leyla ile Mecnun, bana aşkın sadece coşku değil, bir bekleyiş olduğunu hissettirdi. Mecnun’un çöllere düşmesi bir kaçış değil; içsel bir arınma. Sevdiğine kavuşamaması ise eksiklik değil, olgunlaşma. Çünkü bu hikâyede aşk sahip olmakla değil, sabretmekle ölçülüyor. Leyla bir isimden çok bir imtihan gibi. Mecnun’un yaşadığı her ayrılık, her yalnızlık aslında onun kalbini genişletiyor. Aşk burada aceleci değil; ağır, derin ve sabırlı. Bekledikçe büyüyen, yandıkça arınan bir duygu. Okurken şunu düşündüm: Gerçek sevgi hemen karşılık bulmaz. Sabır ister, fedakârlık ister, insanın kendini törpülemesini ister. Ve belki de en saf hâli, kavuşamasa bile vazgeçmeyen hâlidir. Bu eser bende şu duyguyu bıraktı: Aşk insanı yakar ama sabır onu şekillendirir. Ve ikisi bir araya geldiğinde, insan artık eski insan değildir.
Leyla ile MecnunFuzuli · Say Yayınları · 20162,434 okunma
“Kalbimde Sessiz Bir Yer Açtı”
10/10
·375 syf.··
2026 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 15:22
Uçurtma Avcısı okurken sadece bir hikâye okumadım; insanın içindeki karanlıkla yüzleşmesini izledim. Bu roman beni üzmekten çok derinleştirdi. Sayfalar ilerledikçe suçluluğun, suskunluğun ve geç kalmış cesaretin nasıl bir insanı içeriden büyüttüğünü gördüm. Emir’in yolculuğu bana şunu hissettirdi: İnsan hatasından daha büyüktür ama ancak onunla yüzleşirse. Hasan’ın sadakati ise neredeyse insanüstü bir saflıkta; kalbimi en çok orası yordu ama aynı zamanda en çok orası güzeldi. Okurken zaman zaman içim sıkıştı ama tuhaf bir şekilde büyük bir keyif aldım. Çünkü metin acıyı sömürmüyor, karakterleri yargılamıyor; sadece insanın zayıflığını ve dönüşme ihtimalini dürüstçe gösteriyor. Bu kitap bana şunu bıraktı: Bazı hikâyeler insanı parçalamaz, insanın içini açar. Ve açılan o yerde bir şey filizlenir.
Alıntı
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,1bin okunma
“Bana kendimi bağışlamayı öğretebilirdin.”
Puan vermedi·88 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 00:24
Bu mektup bir babaya yazılmış gibi duruyor ama aslında bir çocuğun kendine ulaşma çabası. Kafka, babasının gölgesinde büyümüş; o gölge öyle büyük ki insan kendi yüzünü bile seçemiyor. Sayfalar ilerledikçe anlıyorsun: burada asıl anlatılan baba değil, insanın içine yerleşmiş otorite. Sürekli eksik hissettirilen, kendini savunurken bile suçlu hisseden bir ruhun dökümü bu. Kafka kendini affedemiyor çünkü ona kimse affedilmeyi öğretmemiş. Sevgiyle değil, korkuyla şekillenen bir çocukluk; susarak büyüyen bir benlik… Mektup ilerledikçe okur olarak sen de kendi çocukluğunun kapılarını aralıyorsun. Kimin sesi hâlâ kulağında, kimin yargısı hâlâ içinde diye soruyorsun. “Babaya Mektup”, bir hesaplaşmadan çok gecikmiş bir merhamet talebi. Ve insan kitabı bitirdiğinde şunu fark ediyor: Bazı yaralar kapanmaz, ama adını koyduğun an artık seni yönetemez.
1000Kitap
Babaya MektupFranz Kafka · Maviçatı Yayınları · 202053,9bin okunma
Reklam