Gün geçtikçe arzularımı yitirdiğimi fark ettim, artık hiçbir şeye istek duymuyordum, duygularım sanki donmuştu. Bunu şöyle de söyleyebilirim: Ruhsal güçsüzlüğüm yaşama coşkuyla sarılmama engel oluyordu.
Ne fark ederdi ki zaten? Herkes ölüyordu nasıl olsa; iyisi de, kötüsü de, güçlüsü de, zayıfı da, hayata dört elle sarılanı da, yaşamı aşağılayanı da... Herkes göçüp gidiyordu. Her şey göçüp gidiyordu.