"Irene,neyin var senin?-gözlerinde gülücüklerle, kavalyesinin sarılışının sıcaklığıyla, sallanarak döndü. Kocasının hayretle donmuş bakışları, sert ve soğuk kalbine saplanıverdi. Irene korktu çok mu taşkın davranmıştı? Çılgınlığıyla bir şeyleri ele mi vermişti?...
Ve orada... kapıdan kalabalığa doğru baktığımda.. o an bana tuhaf bir şeyler oldu tam olarak onu hayal ettiğim yerde oturuyordu -nöbet halüsinasyonları olmalı!- gerçekten oydu... O... O.. az önce onu canlandırdığım gibi... tıpkı dünkü gibi, gözlerini topa sabitlemiş, ruh gibi sararmış... ama O... O.. yadsınamaz biçimde O...
..Ama sonunda daha fazla dayanamadım; böyle ellerin sahibi insanı, onun yüzünü görmem gerekiyordu, ürkekçe -evet gerçekten ürkekçe, çünkü o ellerden korkuyordum!- gözlerimi yavaşça gömleğinin kollarına, ince omuzlarına doğru kaldırdım. Yine şoka girdim....