Psikiyatrist bireysel deliliğimizi frenleme ve sınırlama konusunda bize yardım ederken, aynı zamanda totaliter kolektif deliliğe uyum sağlamaya ve onu paylaşmaya yöneltir bizi. Onun işi topluma ayak uydurmamızı sağlamaktır. [...] Yarışın kendisi asla sorgulanmaz. Tersine, yarışı sorgulayanlar psikiyatrist tarafından sorgulanırlar.
Yirminci yüzyılda deliliğin ve özgürlüğün standartlaştırılması, yaşamın kendisindeki yoğunluk duygusunu ortadan kaldırmaktadır. Artık hiçbir şey derinlemesine duyumsanmıyor. Derinliğe vakit yok. Tüm deneyimler, uçarcasına yaşanmalıdır. Deneyimler artık taşınır mallar gibidir; alınır, atılır, canımız çektiğinde kullanılırlar. Yirminci yüzyıl deneyimi, mağazadan bir şey satın almak gibidir.
Kendimizi koruyamayacaksak, hiç olmazsa bırakalım deliler deliliklerinde özgür kalsınlar. Türümüzün bu haline mensup olmanın acısını çeşit çeşit hapishanelerimizde değil, kendi düş ve davranışlarında yaşasınlar.
Kolektif delilik, devletin ve kurumlarının benimsediği düzen ve değerler sistemidir. Kendi içlerinden gelen sesleri işitmeyen ya da bu seslere uymaktan korkan bireyler, devletin çılgınlıklarıyla kendilerini özdeşleştirme yolunu tutarlar. İyi yurttaş, kolektif deliliğin bir parçası olan yurttaştır. Kolektif delilik yıkıcıdır.