Bu mektubun içinde kendinden bir şeyler bulmayanlar dünyanın en şanslı insanlarından sayılabilir bana göre. Çok beğendiğim bu eseri okurken kelimelere dökemediğim bazı duyguları Kafka benim yerine söylemiş gibi hissettim. Babasının despotluğu, düşüncesi ondan farklı olduğunda oluşturduğu baskısı, merhamet etmiş gibi davranırken bile hissettirdiği zalimliği, sözlerinin verdiği hasarı asla görmemesi ya da görse bile umursamaması... Bütün bunlar babasının hatası, evet, ama önceden olsa kafamda aklardım böyle insanları. Sevgi görmemiş ki sevgi göstersin, sevginin nasıl gösterileceğini bilmiyor ondan böyle bu adamlar derdim. Biri canımızı acıttığında karşı tarafı suçlamak gibi karşı tarafı aklamak da acıyla baş etme yöntemi sayılırmış aslında. Geç öğrendim. Ki bence bir çok insan yapıyor bunu. Bu mektupta kendinden bir parça bulanlar ya yaşadıklarını normalleştiriyor ya da bütün gücüyle acısını öfkeye çeviriyor. Ve bunu sadece baş edebilmek için yapıyorlar. Belki de kafkanın yazdığı bu mektup bu yüzden hiç babasının eline geçmedi. Çünkü okusa da bir önemi olmayacağını düşünüyordu. Kafka sadece yazıp zehirini akıtmak istemiş, babasının yüzüne karşı söyleyemediklerinden yazarak kurtulmaya çalışmıştır belki de. Babası hiç okumamış olsa bile iyi ki bu eseri yazmış ve bizlere de bazı şeyleri sorgulatmış. Kitap kısa ve okunması kolay, herkese tavsiye edilir.