Issız ve karanlık sokaklar misali ruhum.
Kaldırımlarında kimsesiz çocukların düşüp dizlerini kanattığı.Kanattıkları dizlerinin yarasını kendi temizlemek zorunda kalan bu çocukların çığlıklarında kaldı benim düşlerim. Mutluluğu orada,gülüşlerin solduğu acı çığlıklarının yeşerdiği o karanlık çıkmazlarda bıraktım. Çığlık çığlığa geçen gecelerin sabahında gözlerimdeki şişkinlik, kalbimdeki kırıklık ve zihnimdeki acı hatıralarla yine aydınlık bir güne daha başladım. Ama ne bu yeni gün bir başlangıç ne de başlangıçlar bana aydınlık. Çünkü baktığım her yere zihnimin kirli sahnelerini taşıyorum, onlar benimle ben onlarla var oluyorum .Bu sanrılar bitmek,durmak bilmiyor .Ruhumu kanatıyor kanattıkça yok ediyor ,sadist bir yaratık gibi yok ettikçe keyif alıyor…Kan kaybeden bilekleri kesik bir intihar girişimcisi gibi akıyor bileklerimden tüm umutlarım. Akıyor bileklerimden tek tek hayallerim ,mutluluklarım, sevincim…Akıyor tüm varlığım temiz dursun diye saatlerce ovduğum beyaz küvete.
Kanım bu beyaz yüzeye damlıyor, duruyor orada saflığın kalbine saplanan bir bıçak gibi …
Ölüyorum, Ölüyorum…ÖLÜYORUM! Çığlıklarım dinmiyor yükseldikçe yükseliyor ama … ama yine … ama yine kimse duymuyor …
(Yazdığım yazılardan alıntılar)