Erdem

Erdem
@BezginBack
41 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Trablus cephesindeki Türk savaşçıları hem Balkan harbini, hem Trablus'un, daha sonra 15 Ekim 1912'de İsviçre'de Ouchy (Uşi) de muahedeye bağlanacağı gibi, İtalyanlara terk olunduğunu, İtalyanların gönderdiği bir delege subaydan öğrendiler. Aynı zamanda İstanbul onlara gene İtalyanlar eliyle memlekete dönmelerini de tebliğ ediyordu!
Sayfa 150 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
13 Nisan irtica hareketleriyle beraber, Adana ve çevresinde patlayan ve 20.000 insanın hayatına mal olan Ermeni karışıklıkları da bastırılmıştır.
Sayfa 147 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih
Abdülhamit dönemi: Kağşamışlık
Böyle anlarda karşısında daima, İstanbul'un boğaziçine hakim bir tepesinde, Yıldız Sarayı'nın bir penceresinde boğazdan püfür püfür esen serin rüzgarlara kendini vermiş o müstebit padişah canlanır. Evet, Yıldız Sarayı bir kale gibidir. Salonlar yaldızlı, bahçeler cennet, rüzgarlar serinleticidir. Kapısında uşaklar sürü sürüdür. Ama memleket yanıyor. Memleket kan, ateş ve sefalet içindedir. Devlet ve millet hem birbirleriyle, hem kendi içlerinde kıran kırana boğuşmaktadırlar. Askeri, jandarması, ağası, eşkıyası, eşrafı, mütegallibesi, zalimi ve mazlumu ile bütün ülke boğaz boğaza, nefes nefesedir. Kağşamış bir idare, çökmüş bir ordu, çürüyen bir donanma, tamtakır bir devlet hazinesi, müflis dilenci bir hükümet. Nihayet yolsuz, mektepsiz, hastanesiz, fabrikasız, asayişsiz, emniyetsiz bir vatan...
Sayfa 90 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih
İhtilal
23 Temmuz 1908'de ihtilal koptu. Padişah ve saray teslim olmuştur. Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin belirli tek hedefi olan 1876 Mithat Paşa kanunu esasisi iade edilmiştir. Hürriyet ilan olunmuştur. Manastır'da hürriyet topları atılır. Camilerde ezanlar okunur. Kiliselerde çanlar çalınır. Yer yerinden oynamıştır. ... Dünya bu kadar renkli bir coşkunluğu kaç defa görmüştür bilmiyorum. Ama gerçek şudur ki bu coşkunluk 33 yıldır uyuyan, uyuşturulan, zincire vurulmuş bir zinde kuvvetin birden şahlanışıdır.
Sayfa 110 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih
Abdülhamit ve günümüz Türkiyesinin bürokrasisi
Devletin tarihi ve mülkün coğrafyası bile yazılmamıştı. Elde tarih diye dolaşan küçük derleme ve özetlemeler, basit, çorak, kısa ve kısırdı. Saray kendi hanedanının eski asırlardaki zaferlerinin ve kudretli şahsiyetlerinin bile eşlenmesini istemiyordu. Çünkü o taktirde içinde yaşanılan devrin sefaleti, padişahın aczi meydana çıkacaktı. İstenilen; basit, iddiasız ders kitaplarından ibaretti. Bunların da her birinin başına padişahı ve onun maarif ve medeniyete bağlılığını öven birer övgü yazısı yazmak esastı. Hulasa saraya bilgin, düşünen ve hareketli subay değil, sadık, her türlü yokluğa şikayetsizce dayanacak, gözü kapalı robotlar lazımdı.
Sayfa 72 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih
Reklam