Mustafa askerlik yolunu tutmuştu. Fakat o devirde ordu tam bir çöküntü içindeydi. Sultan Abdülhamit Türkiye'si, imparatorluk tarihinin en perişan günlerini yaşıyordu. İmparatorluk fiilen çökmüştü. Abdülhamit'in hem içeriye hem dışarıya karşı siyaseti, şu birkaç sözcükle özetlenebilirdi: çatışmaları uyuşturmak, olayları örtbas etmek, çöküntüyü görmemezlikten gelmek ve ne pahasına olursa olsun, kendi tahtını korumak! Bu konuda Abdülhamit'in en güvendiği sadrazamları Sait ve Kamil paşaların hatıraları zengin misallerle doludur.
Halka göre "galat-ı meşhur lugat-ı fasihadan evladır" (yaygın olan bozulmuş sözcük doğru sözcükten daha iyidir). Bilginlere göre ise "lugat-ı fasiha galat-ı meşhurdan evladır".
Avrupa'da Rönesans, reform, felsefede yenilik, romantizm gibi ahlaksal, dinsel, bilimsel, estetik devrimler ortaçağ yaşayışına son verdi. İslam dünyasında bu devrimler gerçekleşmediği için, biz şimdi bile ortaçağdan kurtulamamışızdır.