İşte Türkçülüğün görevi, bir yandan yalnız halk arasında kalmış olan Türk kültürünü arayıp bulmak, öbür yandan batı uygarlığını tam ve canlı bir biçimde alarak ulusal kültüre aşılamaktır.
Türklerin İslamlıktan önceki dininde Gök Tanrı ödül tanrısıdır. Cezalandırmaya karışmaz. Ceza tanrısı Erlik Han adında başka bir mitolojik kişiliktir. Tanrı yalnız "cemal" niteliğiyle göründüğü için, eski Türkler yalnızca onu severlerdi, tanrıya karşı korku duymazlardı. İslamlıktan sonra, Türklerde tanrı sevgisinin üstün olması, bu eski geleneğin sürdürülmesindendir. Türklerde tanrı korkusu pek seyrektir.
...oysa eğitimiyle büyümüş bulunmadığımız bir toplumun ülküsü ruhumuza kesinlikle coşu veremez. Tersine eğitimini almış olduğumuz toplumun ülküsü ruhumuzu coşulara boğarak mutlu yaşamamıza neden olur. Bundan dolayı kişi eğitimiyle büyüdüğü toplumun ülküsü uğruna yaşamını verebilir. Oysa zihin bakımından kendisini bağladığı yabancı bir toplum uğruna küçük bir çıkarını bile yitirmek istemez.
...Türkçülüğe ilişkin bütün bu eylemler sonuçsuz kalacaktı, eğer Türkleri, Türkçülük ülküsü çevresinde birleştirerek büyük bir çökme tehlikesinden kurtarmayı başaran büyük bir dahi ortaya çıkmasaydı! Bu büyük dahinin adını söylemeye gerek yok, bütün dünya bugün Gazi Mustafa Kemal Paşa adını kutsal bir sözcük sayarak her an saygıyla anmaktadır. Eskiden Türkiye'de Türk ulusunun hiçbir yeri yoktu. Bugün her hak Türkündür. Bu topraktaki egemenlik Türk egemenliğidir. Bu denli kesin ve büyük devrimi yapan kişi, Türkçülüğün en büyük adamıdır. Çünkü düşünmek ve söylemek kolaydır. Fakat yapmak ve özellikle başarıyla sonuçlandırmak çok güçtür.