Dört yıl hapis ve dört yıl sürgün döneminden sonra yazdığı ilk kitaptır. uzun öykü de denilebilir, roman da. Sibirya sürgününün etkilerini bu kitaptaki bütün karakterlere yansıtan Dosto, hapisteyken yaptığı insan gözlemlerini bu kitapta açık ediyor. Bu sebeplerle olacak ki Dostoyevski edebiyatını sürgün öncesi ve sonrası diye ayırmak gerek. Sürgün öncesi yazdığı kitaplara baktığımızda sürgün sonrası kitaplardan daha farklı oluşu, sürgün hayatının ve yaşadıklarının Dostoyevski'nin dönüm noktası olduğu gerçeğini yadsıyamaz. Sürgün edilmeden önceki özgürlük fikirlerinin yerini Rus milliyetçiliği alır. Din olgusuna daha da yakınlaşır. Sürgündeyken okumalarına izin verdikleri tek kitabın İncil olmasının bu konuda etken olduğu söylenebilir. Sürgün öncesinde sosyalist partilere sempati duyduğu halde sürgünden sonra dindar ve milliyetçi bir düşünceye bürünmüştür. (soylentidergi.com/dostoyevskinin-...)
Bu kitabında da sürgün hayatının etkileri karakterlere yansımıştır. Kitabın geçtiği Mordasov'daki ahlaki çöküşü ele alır ve eleştirir. Dostoyevski’nin sürgün yılları onun düşünce dünyasında bir kırılma noktasıdır. İlk dönem eserlerinde daha ziyade insan ve davranışları üzerine yoğunlaşırken, sürgün sonrasında yazılarına Tanrı’ya dair fikir ve kanaatlerini de ekler. İlk eserlerinde roman ve hikâye kahramanları maddi ve dünyevi kaygılarla boğuşur. Akıllarında metafizik sorunlar ve sorular yoktur. Tanrı fikri ve inancı neredeyse onları hiç ilgilendirmez. Dostoyevski başlangıçta hiç aklına getirmediği ve belki de içinde bir inanç boşluğu hissetmediği için olacaktır ki, Tanrı’yla pek işi olmaz.
Dostoyevski’nin kahramanları, daha önce ifade ettiğimiz gibi, Tanrı tarafından kuşatılmıştır. Hayatları kimi zaman inanç ekseninde, kimi
Amcanın DüşüFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 20214,344 okunma
Bütün hayatım hayallerden oluşmuştu. Yaşamıyordum, durmadan, sürekli hayal kuruyor, insanları küçümsüyordum, ama insanlara karşı neyimle gururlandığımı kendim de bilmiyordum. Kalbimin temizliğiyle mi, duygularımın soyluluğuyla mı?
Yalan söylemek insanın hayal gücünden, fantezilerinden faydalanması demek; hayal kurmak, uydurmak, en hafif tabirle şu kaba gerçekliği güzelleştirmek. Sıradanlıktan çıkmak.