Amr İbni Âs Radıyallahu Anh şöyle dedi:
Sır verdiğim kimseyi, "sırrımı niye ifşa ettin?" diye ayıplamam. Kendi sırrıma kendi yüreğim dar gelmişken, zor durumda bıraktığım adamı nasıl ayıplarım?!
Tabiin alimlerinden olan Şehr İbni Havşeb şöyle dedi: Ümmü Seleme (r.a) ’ya: - Ey mü’minlerin annesi! Resûlullah Aleyhisselatuvesellam senin yanında bulunduğu zamanlarda en çok hangi duayı okurdu? diye sordum. O da şöyle dedi:
- Çoğu zaman “Yâ mukallibe’l-kulûb! Sebbit kalbî alâ dînik: Ey kalpleri halden hale çeviren Allah! Benim kalbimi dininden ayırma!” diye dua ederdi. (Tirmizî, Kader 7, Daavât 90, 124. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 182, 315)
Akıl insanları uçsuz bucaksız bir denizin kenarına kadar götürür. Eğer insanda aşk denizine açılacak güç bulunmazsa, aklın onu bıraktığı kıyılarda çarpan fırtına ile helâk olacaktır. Hayat dediğimiz, işte bu kıyıların fırtınasıdır.
"Zayıfım, acizim, kendi kuvvetlerimle hiçbir şey yapamam. Sana sığınmaktan başka çarem yok." Sonsuz kudrete çevrilen duacının kalbinden çıkan ilk söz..