Mültefit

Mültefit
Allah’ın boyasıyla boyandık. Kim boyası bakımından Allah’tan daha güzeldir? Biz yalnız O’na kulluk ederiz” (deyin) *Bakara Sûresi/138. Ayet*

Mültefit

, bir kitap okudu
10/10
·190 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2018 14. kitabı
Yavuz Bahadıroğlu
8.3/10 · 122 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2018 13. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2018 19:51
Mustafa Ulusoy Nietzsche ve Babaannem'de en insani ama aynı zamanda en çetin meseleleri irdeliyor. Hayatın anlamı, ölüm, hiçlik, sonsuzluk arzusu, yabancılaşma, mutsuzluk, anlaşılamama, sevilmeme korkusu gibi bütün çağların ortak meselelerini cesaretle ele alırken, herkesin elbet bir gün yolunun düştüğü o dönülmez kararlar kavşağında buluşuyor okurla.
Nietzsche ve BabaannemMustafa Ulusoy · Timaş Yayınları · 20131,850 okunma
10/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
MASAL VE RÜYA Şiir söylenir, masal dinlenir diyorsunuz ama bunlar eski günlerin lafları. Hatta şarkı için de "okumak" tabir edilirdi ya, bu diskuru muhafaza ederek bir nevi "hava" estirmek isteyenler hâlâ kullanıyor. "Okumak"ın "davet" manası da var; Anadolu'da düğüne davet için "okuntu" gönderilir bilirsiniz. Çocukluğumuzda bizi masallarla uyuttular. Sonra, gün geldi bizatihi masalın saçma-sapan bir şey olduğu, başta çocuklar olmak üzere kimselerin "masallarla uyutulmaması" gerektiği üzerine vurgu yapılmaya başlandı. Bir şarkıcı böyle bir şarkı okudu, epeyce meşhur oldu. Masallara düşman oldular, folklor ölmüştü, şifalı bitkiler "kocakarı ilacı" diye alay konusu edildi. Sözün özü eski dünya, eski günler pılını pırtısını toplayıp hayatımızdan çekip gitti. Geriye dönüp bakmak, günahtı sanki, sanki biri gayriihtiyarî geriye dönüp baksa taş kesilecek donacaktı. Bu da oldu, İsmet'in dediği gibi "kayıtlara geçti". Neredeyse geriye dönüp bakanlara "gerici", sürekli ileriye bakanlara "ilerici" diyeceğim ya, çok safdil bir niteleme olacak bu. Siyâsî söyleme yuvarlanan bu ifâdeleri burada bırakalım. Masallara dönelim, kocakarı ilaçlarına, leyleklere, kırlangıç fırtınasına, nazar boncuğuna, tavşan ayağına, mart dokuzuna, su değirmenine, yediveren gülüne, yahut şu Çin atasözüne: "Ay büyümez ise küçülür..." Masallara dönelim ki çiçekler koksun, su şırıldasın, bülbül ötsün. Yahu sadece şu "bülbül" için göze alalım bunu, lütfen... Bu parmak kadar kuşun asırları doldurup gelen bir sesi vardı, binlerce sayfaya yayılmış maceraları vardı. Gül ile olan sergüzeşti kaç kalbin kanamasını dile getirmişti. Şu yaşadığımız günlerde hiç bülbül göreniniz var mı? Bülbülün sesini duyanınız var mı? Dudaklar müstehzî kıvrılarak gülümsüyor, görüyorum, "Bırak ulan şimdi şu bülbül tantanasını, şurda
Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20074,874 okunma