Ama yüreği,sevgisi Tanrı'nın önünde eğilmez, yalnızca şeylerin, yuvarlak metal ve ağır kağıdın, zevk düşüncesinin ve makinenin önünde eğilir. İçi zamana karşı vahşi bir hırs ve mesleğinin çılgınlığıyla kaplıdır, ışıkla değil. Çok ama çok uzaklardaki Tanrı'ya gitmektense, on kez sahte yaşamlar mekanına gitmek yeğdir onun için.
Papalagi (Beyaz Adam), çok ender anar Tanrı'yı. Ancak bir fırtına patlayacak ya da yaşam ateşi sönmeye yüz tutacak ki, kendisinden daha büyük güçler, daha yüksek şefler olduğu aklına gelsin.
Çünkü, kötü olmamızın,karanlıkta olmamızın sebebi ışığı tanımıyor olmamızdı. Oysa Papalagi, ışığı tanımasına rağmen, karanlıkta ve kötülük içinde yaşıyor.
Bütün Papalagi'ler düşünmek, bilmek zorundadırlar. Bütün düşünme hastalarını iyi edecek tek şey, yani unutmak ve düşünceleri savurmak üstünde hiç durulmaz. Bu yükten çok azı kurtulabilir. Çoğu kafasında koca bir yük taşır oradan oraya, bedenini yorgun düşüren, zamanla güçten kuvvetten kesen bir yük.
Düşünmenin ölümcül bir hastalık olduğunu,insanın değerini küçülttüğünü Papalagi, kendi kendine kanıtlıyor.