"Vardım, varım, ya da olacağım; dilbilgisinin sorunudur bu, varoluşun değil. Kader -zamansal bir karnaval olması itibariyle- fiil çekimleri için elverişlidir, fakat maskelerinden sıyrıldığında bir mezartaşı kadar hareketsiz ve çıplak olduğu görülür. Nasıl olur da şu saate, geçmiş ya da gelecek bir saatten daha fazla önem verilebilir?"
"Temas ettiğimiz şeyler ve tasarladıklarımız, duyularımız ve aklımız kadar gayri muhtemeldir; ancak keyfince kullanılabilen -ve tesirsiz olan- sözlü evrenimizin içinde emin oluruz. Varlık dilsizdir ve zihin gevezedir. Bunun adına bilmek denir."
"Kuvvetimizi, unuttuklarımızdan ve aynı andaki kaderlerin çokluğunu tasavvur etme yetersizliğimizden alırız. Evrensel acıyı o lâhzada anlayan ve hayatta kalabilen kimse olamazdı; her yürek ancak belli miktarda acıya göre yoğurulmuştur çünkü..."