Bunun üzerine Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurdu: "Ey Ebû Eyyûb! Böyle yapma. Ben sana bazı kelimeler öğreteyim; sen de bu kelimeleri sabah on, akşam da on defa söylersin. Eğer bunu söylemeye devam edersen, sana on sevap verilir, on günahın silinir ve Allah katında merteben on derece yükseltilir, ayrıca bu kelimeler için kıyamet günü on köleyi hürriyetine kavuşturmuş gibi mükâfat görürsün" dedi ve şu duayı okumamızı buyurdu.
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ لَا شَرِيكَ لَهُ
"Lâ ilahe illallahu, lehül-mülkü ve lehül-hamdü lâ şerîke leh."
Taberânî, el-Mu'cemül-Kebîr, nr. 3986; Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl, nr. 3959.
Ey kavmim! Vallahi ben vaktiyle birçok melikin huzuruna sefir (elçi) olarak çıktım. Rum Meliki Kayser'in, Fars Meliki Kisra'nın, Habeş Meliki Necâşî'nin divanlarına elçilik sıfatıyla girdim. Vallahi hiçbir melikin adamlarının, Muhammed'in sahabilerinin Muhammed'e tazim ettikleri gibi tazim gösterdiklerini görmedim."
Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] onların böyle yapmalarına kızmamıştı, ancak şöyle buyurdu: "Kim, Allah ve Resûlü'nün kendisini sevmesini istiyorsa doğru konuşsun, kendisine verilen emaneti korusun ve komşusuna eziyet vermesin.”
Abdürrezzák, el-Musannef, nr. 19748; Ali el-Müttakî, Kenzül-Ummâl, nr. 43360, 44293,