Şair René Char'ın da çok güzel belirttiği gibi "şiir yazmak bizi egemen kıldığı gibi bir yandan da kendimiz olmaktan çıkarır." Eser toplumsal belleğe dâhil olduğu anda şair unutulmaya başlar. Her eserde ve öznel olarak da edebî eserlerde yazarın kendine yabancılaştığı ve neredeyse yok olduğu bir an vardır.
Hiçbirimiz doğumumuzla eşzamanlı değilizdir çünkü doğum, istediğimiz dışında gerçekleşmiş, asla mevcut olmayan ve dolayısıyla asla hatırlanamayacak olan mutlak bir geçmişi imler. Aynı şekilde ölüm de deneyimleyemeyeceğimiz fakat bir gün mutlaka olacak olan bir hadisedir zira o geldiğinde, ondan kaçamayacağımızı bilmemize rağmen, onu karşılayabilecek bir ben olmayacaktır. Hiç doğmamış olmayı hayal dahi edemiyor oluşumuzun doğumumuza dair bir şeyleri hep anlaşılmaz kılması gibi, aklımız da ölüm karşısında, yani kendi varlığımızın sırra kadem basması karşısında çaresizdir.