Okumak,
Okuduğun kitabın etkisinde kalmak,
Bir adım daha ötesi, okuduğun kitabı anbean yaşamak!
Bu duyguyu en güzel şiir kitapları tattırıyor sanırım. Zira oradaki acılarla acılara bürünüyor, en kalabalık insan bile olsanız oradaki yalnızlıkla yalnızlık çekiyor, hayata sımsıkı bağlı olsanız da oradaki dizelerle ölüyorsunuz. Bu yüzden her ruhun harcı değildir şiir okumak! Her yürek dayanmaz. Hele ki Edip Cansever gibi insanı duygudan duyguya sürükleyen bir şair söz konusuysa.
Sonrası Kalır 2
Şairin en kıyıda köşede kalmış şiirleri uluorta yayılan şiirleri ile birleşip bu kitapta yer edinmiş kendine. Değerli bir çalışma olmuş. İlk kitabını okuduktan sonra ikinciyi okumadan edemedim. Üçüncü olsa okur muydum bilmiyor, zira bu kadar duygu yükünü yüreğimin taşıyabileceğinden emin değilim.
"Bütün iyi kitapların sonunda
Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
Meltemi senden esen
Soluğu sende olan
Yeni bir başlangıç vardır." (s. 326)
Birçok farklı tema çıkıyor okurken karşınıza. Bunlardan en temeli "yalnızlık" sanırım. Esere dair kelime taraması yapmadım ama muhtemelen bağlaçlar vs dışında en çok karşılaşılan kelime "yalnızlıktır". Aklıma şunlar da gelmedi değil:
Şair olmanın, şiir yazmanın birincil şartlarından biri yalnızlık mı acaba?
Ya da yalnız insanlar daha mı duygusal insanlar?
Kendini yalnızlığa bırakanlar mı şiir üretebilirler?
Kime dokunsak büyük bir yalnızlık içinde.
Eline kalemi alan dem vuruyor yalnızlıktan.
Çağın ve çağlar öncesinin sorunsalı: yalnızlık.
Şiirde yalnızlığa vurgu yapan dizelerden yalnızca birkaçını sizin için kronolojik olarak derledim: