“Benim her romanımda kendi hayatımdan parçalar vardır." diyen Peyami Safa, adıyla bütünleşen kitabında; Bacağında ciddi bir problem olan 15 yaşındaki bir gencin hastalığı ile ilgili mücadelesini, ilk defa aşık olmanın verdiği utangaçlıkla başa çıkmaya çalışırken sendelemesini ve ilk defa yalan ile tanıştıktan sonra hayatına devam edebilmenin zorluğunu en iyi şekilde sunuyor.
"Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum."
Yine Gülseren Budayıcıoğlu'nun kitabıyla geldim. Okudukça ne kadar farklı hayatlar varmış diyeceğiniz bir kitap.
Genç ve yakışıklı bir gencin mazoşizmin acısıyla renklenmiş dünyası... Bu acıdan alınan haz, ölüme yaklaştıkça hissedilen doyum...
Yaşlı, göbekli bir holding patronunun cinsel tercihi nedeniyle varoşların kasketli orta yaşlı erkeklerinde aradığı yakınlık...
Üç kuşak boyunca sürüp gelen fahişeliğin kadının ruhunu paramparça edişi...
Dışardan bakınca görünen bedenlerin içinde, ruhlarının derinliklerinde neler saklı en ince kıvrımlarına kadar bir el feneriyle aydınlatarak, hissettirerek gösteriyor bize.
Her insanın içinde görünenden bambaşka bir ruh var. Güçlü, kuvvetli, bir cümlesiyle can alan insanların ne kadar kırılgan, ne kadar hassas, utangaç olabileceğini; süklüm püklüm, güçsüz, bitmiş görünenlerin ise ne kadar cesaret abidesi olabileceğini görüyoruz kitabı okudukça.
Günahın Üç RengiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201916,5bin okunma