Kitap hakkında nasıl bir yorum yapacağımı bilemiyorum. Kitabı okurken bazı yerlerde kapattım. Okumak bu kadar etkiliyorken, yaşanmış olması derinden sarsıyor. Müslüman Boşnaklara yapılan zulüm ve soykırım bunu okumak yürekleri parçalıyor. Toplama kamplarında yapılan işkenceler, Müslüman Boşnak erkeklerini Sırp askerlerinin acımazsızca öldürmesi, kadınlarının ise toplama kamplarında esir olup tecavüz edilip dövülmesi.. Bizler haberlerde yüzeysel olarak bilgi sahibi olsak da detaylar ürkütücü.
Allah müslümanlara bir daha böyle bir zulüm yaşatmasın.
General Ratko Mladiç ve emrindeki Sırplar beş günde 8.300 Müslüman Boşnak’ı hunhârca katlettiler.Sırplar bu katliamı yaparken Bosna’daki Birleşmiş Milletler ne yazık ki üç maymunu oynuyordu. Sırplar keskin bıçaklarıyla doğradıkları Boşnakların feryatlarını telsizlerden bütün dünyaya zevk içinde duyuruyorlardı. .
1992-1995 yılları arasında Bosna’da yaşanan bu soykırımda yüz binin üzerinde Müslüman Boşnak öldürüldü. Otuz ila elli bin arasında da Boşnak kadına ve genç kıza Sırp güçleri tarafından sistematik olarak tecavüz edildiği ortaya çıktı. .
Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp’tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına âşık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada’ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise “Kalbimde iki kişiye yer yok” cevabını almıştı.
Takvim yaprakları 6 Nisan 1992’yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere… Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgârda âdeta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu… Sonra da kader onu bir zamanlar ‘hayır’ dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela