Aşk, üç harften ibarettir ama içinde on sekiz bin âlemi barındırır. Aşk, kâinatın mayasıdır. Kâinat, aşk için, aşkla yaratılmıştır. Eski zamanlarda birbirine kavuşamamış iki aşık yaşamış. Kader bunların arasından koca bir nehir geçirmiş ve birini bir yana, öbürünü diğer yana atmış.
.
Bu iki âşık her yıl aynı gün nehrin kenarında buluşurlar, hasret giderip sohbet ve hasbihâl ederlermiş. Sonra da delikanlı sevgilisiyle vedalaşıp, yüzerek geldiği yere, kendi tarafına geçermiş...
.
Yine bir vuslat günü gelip çattığında, delikanlı heyecanla kendini nehre atmış ve yüzerek karşıya, maşukunun olduğu tarafa geçmiş. Maşuku olan kızı yine her yıl olduğu gibi karşı tarafta beklerken bulmuş ve yine her yıl olduğu gibi sadece göz göze hâl hatır eyleyip hasbihâl etmişler. Veda zamanı gelip çattığında delikanlı daha önce yıllarca hiç farketmediği bir şeyi fark etmiş. Kızın gözlerinde bir tuhaflık varmış. Ve kıza “Sen âmâ mıydın?( Kör müydün )” diye sormuş
Maşuk da cevap vermiş “ Sen sen ol, sakın ha bu azgın nehrin sularına dalma bu gece” demiş.
.
Delikanlı dinlememiş. Kız ne kadar yalvardı ise de delikanlıya sözünü dinletememiş. Delikanlı suya dalmış ve o gece karşıya geçemeyip, suda boğularak hayatını yitirmiş.
.
Aslında bizim âşık delikanlı en başından beri hiç yüzme bilmiyor fakat yıllardır aşkın cezbesinden dolayı yüzerek karşıya geçiyormuş. Lakin sevgilideki kusuru gördüğü an o aşk ve cezbeyi yitirmiş, dolayısıyla da yüzme bilmeyen genç, azgın sularda boğularak can vermiş. Sevgilisi bu sırra vâkıf olduğundan delikanlıyı uyarmak istemiş. Sen bende kusur gördün, cezbeyi yitirdin sakın nehre girme demiş ama nafile...
.
Fesleğen .
🖊 Hikmet Anıl Öztekin