Bir kurgu kitabı okurken kendimde fark ettiğim bir alışkanlığı kaleme dökmek istedim. Zira, kitapları benim için ayrıştıran bir kendime aitlik hissettim.
Kitapları birbirilerinden ayıran özellikler genelde işledikleri meseleler ile beraber yazarın alt yapısının kitaba olan izdüşümü olmakta. Konusu demiyorum. Çünkü bir kitabın konusu her zaman ikinci bir kitaba dair ayırıcı bir özellik gütmüyor. Baktığınızda yazarların da kaleme aldıkları konular öyle ekstrem değil. Hatta çoğu aynı konular etrafında bizatihi kendi ayırıcı yaratım güçleri bağlamında bir eser ortaya koymakta.
Yazarların çoğunun aynı konular etrafında yazdıklarından bahsettim. Her kitabın bir ana temasını ele alırsak eser bize o tema üzerinden sayfalar arasında sıklıkla örnekler sunuyor. İşte o örnekleri yakalayıp altını çizmek kitabı bitirdikten sonra açıp baktığımda bana bütün olay örgüsünü tekrar hatırlatıyor. Okurken ne hissettiklerim de işte o cümlelerin yanına karaladığım birkaç kelime veya kısa cümleler.
Örneğin, yazar savaşı işliyor olsun. Savaşı bize anlatırken mutlaka hislerini de aktarıyor olacak. İşte o hisleri yakalayıp her seferinde onların altını çiziyorum. Bir başka örnek, annesi tarafından örselenmiş bir çocuk ana temada yer alsın. Okurken çocuğun anne tarafından bastırıldığı anların altını çiziyorum. Çünkü bir kitabın ana temasını yakaladıktan sonra o temayı besleyecek bir sürü örnek görmesini bilene kitabın her yerinde.
Şu an elimde bir kurgu romanı varken sayfalar arasında yine bir şeylerin altını çiziyordum. Notlar iliştiriyordum. Bir dakika ben yine ana temanın örneklemelerini yakalıyorum farkındalığıyla oluşmuş bir yazı oldu.
Çokça sevgiler.