Sıranın size geleceğini mi sanıyorsunuz? Bu insanların bir gün size dönüp de fikrinizi soracaklarını mı sanıyorsunuz? Bir gün kronometrenin sizin için çalışacağını mı sanıyorsunuz? Ciddi misiniz? Hâlâ bir umudunuz var mı? Siz ayağa kalkmadan, siz sesinizi yükseltmeden, siz posta koymadan, siz yumruğunuzu vurmadan, siz hep böyle dişlerinizi sıkarak, siz hep böyle yumruğunuzu sıkılı tutarak… olacak mı sanmaktasınız? Yaşıyorum… mu sanmaktasınız? Siz şimdi buna hayat mı diyeceksiniz? Pardon ama bu kadar zamandır neredeydiniz? Nerelerde eğleştiniz? Gönül indirdiğiniz ağaçlar, parklar, bahçeler neredeydi? Yaşadım, diyorsunuz. Ben size rastlamadım. Sesinizi duymadım. Kahkahalarınız ulaşmadı kulaklarıma. Neden bu kadar çekgin durdunuz? Neden bu kadar sessizdiniz? Neden bu kadar korktunuz? Ne’den korktunuz? Neden bu kadar saklandınız köşelerde? Nerelerde, niçin saklandınız?
Her zaman uymamız gereken bazı değerler var. Politik olarak doğru veya yanlış olup olmadığı önemli değil, birisi için kabul edilebilir olup olmadığı önemli değil ve her çeşit insanın her çeşit değere sahip olduğu böyle bir dünyada, bir de herkesin onları göklere çıkarmasını beklediği dünyada, eğer onların bir utanmaları yoksa ve bu değerlerine dair yüceltilme istiyorlarsa siz ve ben neden ALLAH'ın değerlerini yüceltmekten bu kadar utanıyoruz? Neden? Herkes nasıl olmasını istiyorsa bunu isteme hakkına sahip, ama biz hariç öyle mi?
"İki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin." (En'am, 81)
-Nouman Ali Khan