«Şu ürpertici, korkunç ve buhranlı devirde sesimi zi, bütün gücümüzle yükselterek şöyle diyoruz: Adımlan ağır, fakat öldürücü kasırgalardan daha yüce, sınırlı, fakat yeryüzünün atmosferinden daha geniş ve bütün şahsi arzulardan uzak olan ve sadece yüce Allah’ın birliğine ve vahyine dayanan gaye ve hedeflerimizi herkese ilân ediyoruz. Yeryüzünde yaşayan bütün müslümanları, safımıza samimi olarak katılmaları için çağrıda bulunuyoruz. Safımıza, sonsuz hayata inanan kimseler gelsin!»
«Ocak ayının aydın bir sabahında, sineleri imanla dolu altı arkadaşım yanıma geldi. Hepsininde gözlerinde samimiyet ve ümit ışıkları parlıyor du. Bana içlerinden gelen heyecanlı ve boğuk bir sesle şöyle dediler: «Bu durumlar karşısında ne yapalım? Oturup ağlıyalım mı? Bize yol gös terin, ne yapmak gerekiyorsa söyleyin onu yapalım. Oturup ağlamakla işin bitmeyeceğine ve mücadele etmeden hiçbir meselenin çözülmeyece- ğine inanıyoruz. Gerekiyorsa bu dava uğruna canımızı ve bütün malla
rımızı verelim. Sen bize yol göster, biz de senin gösterdiğin yolda ve iz de gidelim.»
"Biz insanız" demek, biz günah işleriz, zayıfız, cismaniyiz demektir. "İnsan olalım" ise bizim daha yüksek bir varlık olduğumuzu, daha yüce bazı mükellefiyetlerimizin bulunduğunu, bencil olmamamız, insanca hareket etmemiz gerektiğini hatırlatan bir çağrıdır.
Medine'deki oda komşularından, kendine uzak beldelerde olanlar, sevenler, Kabeyi ve Beyt-i Haram'ı özleyenler kalp ve ruhlarını, oraya, o beldenin komşularından ve etrafındakilerden daha yakın bulabilirler.