Demet

Demet
@BirDemetMavi
Gökyüzünün rengine, Mavi rengine.. Âşığım ta gençliğimden.
“Mükemmel Değil, Farkında Anne Olmak”
Puan vermedi·176 syf.·
2026 2. kitabı
Hatice Kübra Tongar’ın kaleminden çıkan bu kitap, anneliğe bambaşka bir yerden bakmayı hatırlatıyor insana… Bağırmayan anne olmak bir hedef değil, bir yolculuk diyor ve aslında en çok da bizi bize anlatıyor. “Bağırmayan anne olmak bir ‘durağın’ değil, bir ‘yolculuğun’ adıdır.” Kitap, anneliği “bağırmamak” ekseninde ele alarak üç temel aşamada ilerliyor: Önce annelerin neden bağırdığını, öfkenin kaynağını ve geçmişten gelen etkileri sorgulatıyor. Sonra annenin kendine dönmesini, mola vermesini ve kendi duygusal ihtiyaçlarını fark etmesini hatırlatıyor. Son bölümde ise bağırmadan çocuk yetiştirme, disiplin anlayışı ve doğru iletişim yollarına dair pratik öneriler sunuyor. Kitap boyunca fark ediyorsunuz ki mesele hiç bağırmamak değil… Mesele, öfkeyi insani bir dille ifade edebilmek. Kendi çocukluğumuzla yüzleşmek. Ve bazen çocuğumuzdan önce kendimizi büyütmek… “Çocuk hırçınlaştığında anne de hırçınlaşıyorsa, o zaman sükûneti kim sağlayacaktır?” Yazarın kendi hayatından ve çocuklarıyla yaşadığı anılardan örnekler vermesi anlatımı oldukça samimi ve anlaşılır kılıyor. Okurken kendinizden parçalar bulmanız çok mümkün… Ama kitap yer yer konudan konuya ani geçişler yaptığı için bazı noktalarda derinleşmeden ilerliyormuş hissi bırakıyor. Özellikle verilen güzel yaklaşımların farklı durumlara nasıl uygulanacağı daha somut örneklerle desteklenebilirdi. Yine de verdiği farkındalık çok kıymetli… “Bağırmayan anne olmak demek; hiç kızmamak, her şeyi alttan almak, çocuğumuza sınır koymamak demek değildir. Öfkelendigimizde bunu insani yollarla ifade etmek demektir.” Bu kitap size mükemmel bir annelik vaat etmiyor. Ama daha farkında, daha sakin ve daha “gerçek” bir anneliğe kapı aralıyor… “Oysa anneliğin temel duruşu çocuğu kitabına uydurmak değil, çocuğun var olan fıtrat
Bağırmayan AnnelerHatice Kübra Tongar · Hayy Kitap · 20173,892 okunma
Reklam
Uyanış
Puan vermedi·569 syf.·
2026 1. kitabı
Bazı kitaplar vardır… zamanı gelmeden insanın kalbine dokunmaz. “Kalplerin Keşfi” benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Bundan yaklaşık 10 yıl önce annemle bir doktor ziyaretinde, doktorumuz sohbet arasında bana bu kitabı önermişti. Doktorun gözleri dolarak anlattığı o anı hiç unutmuyorum… Özellikle kabir azabı ve cehennemle ilgili bölümlerin onu ne kadar sarstığını söylemişti. O gün içimden “bir gün mutlaka okuyacağım” diyerek aklıma not almıştım. Ama o zamanlar almak nasip olmadı... Yıllar geçti. Çalışmak, atanmak, hayatın akışı derken bir gün bir kitap fuarında karşıma çıktı. Maaşımı aldığım gün… Belki de tam zamanıydı. Aldım ama hemen başlayamadım. Çünkü bu kitap sadece okunacak değil, hissedilecek bir kitaptı. Manevi olarak hazır olmayı bekledim. Geçen Ramazan başladım… Bu Ramazan bitirmek nasip oldu. Okurken bazı bölümler gerçekten insanın içine dokunuyor. Özellikle ölüm anı, kabir hayatı ve cehennem tasvirleri… insanı sarsıyor, durduruyor ve kendine baktırıyor. Ama bunun yanında umut da var. Rahmet var. Affedilme kapısının her zaman açık olduğuna dair ince ince işlenmiş bir teselli var. En çok etkilendiğim kısımlardan biri de Peygamber Efendimiz ile ilgili bölümler oldu… Orada kalp biraz daha yumuşuyor, biraz daha derinleşiyor. Bu kitap bana şunu hatırlattı: İnsan bazen sadece yaşamakla meşgul oluyor… ama aslında neden yaşadığını unutabiliyor. “Kalplerin Keşfi” bana yeniden hatırlattı. İyi ki o gün o sohbeti yapmışım. İyi ki bu kitapla yollarım kesişmiş. Ve iyi ki okumuşum… Okumak isteyenlere tavsiyem; acele etmeden, sindirerek, kalbinizi de yanınıza alarak okuyun…
Kalplerin Keşfiİmam Gazali · İtisam Yayınları · 20219bin okunma
8/10
·264 syf.·
2025 18. kitabı
Evet Beyinli Çocuk, ebeveynliği “çocuğu düzeltmek” değil, çocuğu anlamak ve onunla birlikte regülasyonu öğrenmek olarak ele alan çok kıymetli bir kitap. Kitapta anlatılan evet beyni; esnek, meraklı, ilişkisel ve hata yapmaya açık bir zihin hâlini temsil ederken; hayır beyni korku, katılık ve savunma ile tanımlanıyor. Benim için kitabın kalbi şu cümlede saklıydı: “Onun beyni henüz tam olarak oluşmadı ve bu nedenle zaman zaman duygularını ve bedenini kontrol edemeyebilir.” Bu bakış açısı, çocuğun kriz anlarını kişisel bir meydan okuma gibi görmekten vazgeçtiriyor. Ağlayan, bağıran ya da geri çekilen bir çocuk “şımarık” değil; regülasyona ihtiyaç duyan bir çocuk oluyor. Kitapta sıkça vurgulanan denge (yeşil alan) kavramı; çocuğun sakin, bağlantıda ve öğrenmeye açık olduğu hâli anlatıyor. Ebeveynin rolü, çocuğu bu alanda tutmak değil; kırmızı ya da mavi alana geçtiğinde ona geri dönüş yolunu hatırlatmak. Uyku, beslenme, rutinler ve ebeveynin kendi sakinliği bu dengeyi kurmada temel unsurlar olarak ele alınıyor. Ayrıca psikolojik dayanıklılık, içgörü ve empati bölümleri; çocuğun yalnızca bugünü için değil, hayat boyu taşıyacağı beceriler için rehber niteliğinde. Davranışı bastırmak yerine davranışın taşıdığı mesajı duymayı, empatiyi bir duygu değil öğrenilebilir bir beceri olarak görmeyi öğretiyor..
Evet - Beyinli ÇocukDaniel J. Siegel · Diyojen Yayıncılık · 2020776 okunma
Bir Ebeveynlik Yolculuğuna İçten Bir Bakış
Puan vermedi·192 syf.·
2025 17. kitabı
Kitap 5 bölümden oluşuyor ve her bölüm anne-baba olmanın bambaşka bir yüzünü, bazen unuttuğumuz, bazen hiç farkında olmadığımız gerçekleri hatırlatıyor. 1. Bölüm – Çocuğun Potansiyeli: Emanet Edilen Bir Mucize Kitap, ilk bölümde çocuğun doğuştan getirdiği ve bize ait olmayan, sadece emanet edilen bir potansiyelden bahsediyor. Bu potansiyel doğru ortamı bulduğunda gelişiyor; bulamazsa solup gidiyor. Bu bölüm bana Uçurtma Avcısı’ndaki o unutulmaz sözü hatırlattı: “Çocuklar boyama kitabı değildir, onları en sevdiğin renge boyayamazsın.” Cüceloğlu soruyor: Çocuğumuzu gerçekten değerli görüyor muyuz? Ve bunu ona hissettirebiliyor muyuz? “Büyükler bilen insanlar, küçükler ise öğrenen. Çocukların dünyayı keşfetmesine ilgi duyan ve onlara bu fırsatı veren bir ortam, çocuklar için en sağlıklı gelişim ortamıdır.” “Çocuğunuza verebileceğiniz en anlamlı hediye, onun doğuştan getirdiği potansiyele güvenmenizdir.” 2. Bölüm – Niyet: Çocuğum İçin mi Varım, Çocuğum Bana Hizmet Etmek İçin mi? Bu bölüm ebeveynliğin kalbine dokunuyor: Çocuğunuz sizin hayatınıza hizmet eden bir araç mı, yoksa saygıdeğer bir küçük insan mı? Cüceloğlu niyetimizi sorgulatıyor: Çocuğumu kalıplamak mı istiyorum, yoksa geliştirmek mi? “Sağlıklı ve özgüveni yüksek çocuklar için, onların hata yapmasına, zorlanmasına ve kendi başarılarının tadını almasına fırsat vermek gerekir.” 3. Bölüm – Ebeveyn Kimliği: Kendimizle Olan İlişkimiz Anne-baba kimliğimiz aslında önce kendi içimizde başlıyor. Kalıplayan mıyız, geliştiren mi? Niyetimiz bize mi ait, yoksa farkında olmadan kültürün sesi mi konuşuyor içimizde? Geçmişe baktığımızda aklımızda ne kalıyor: alınmayan oyuncaklar mı, yoksa söylenmemiş duygular mı? “Bir insanın bir başkasıyla sağlıklı ilişki kurabilmesi için önce kendiyle sağlıklı bir ilişki içinde olması
Geliştiren Anne - BabaDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202110,8bin okunma
Sessizliğin İçinden Gelen Ses
6/10
·176 syf.·
2025 16. kitabı
“Şu anda bir ceninin ölüm sandığımız bir doğuma doğru büyüdüğümüze ikna olacağız.” Doğmamış bir ruhun gözünden hayat, anneyle bağ ve Tanrı’yla sessiz diyaloğu… Hepimizin unuttuğu o ilk yolculuk: doğum, ilk nefes, varoluşun mucizesi. “Herhangi biri değilim artık. Biriciğin olmaya hazırlanıyorum.” Dili yoğun, bazen yorucu ama her cümlede derin bir anlam saklı. Doğum sadece bir başlangıç değil, hatırlayış ve ruhsal bir yolculuk. “Kimse kendisi için hazırlanan sürprizi bilemez!” “Hoş geldin dünyama!” Okurken yorulabilirsin, ama sonunda yaşamın gizemini ve değerini hissettiriyor. Bu kitap, edebi tattan çok, duygusal ve düşünsel bir deneyim: sessiz bir kalpten, mucizevi bir dünyaya yapılan yolculuk… Benim için Bir Ceninin Günlüğü, okuma sürecinde bazen zorlayıcı olsa da, her sayfası bana yaşamın ne kadar mucizevi ve değerli olduğunu hatırlattı. Bu sessiz yolculuk, uzun süre kalbimde yankılanacak bir deneyim oldu.
Bir Ceninin GünlüğüSenai Demirci · Aile Yayınları · 202547 okunma
Reklam