Kitap 5 bölümden oluşuyor ve her bölüm anne-baba olmanın bambaşka bir yüzünü, bazen unuttuğumuz, bazen hiç farkında olmadığımız gerçekleri hatırlatıyor.
1. Bölüm – Çocuğun Potansiyeli: Emanet Edilen Bir Mucize
Kitap, ilk bölümde çocuğun doğuştan getirdiği ve bize ait olmayan, sadece emanet edilen bir potansiyelden bahsediyor. Bu potansiyel doğru ortamı bulduğunda gelişiyor; bulamazsa solup gidiyor.
Bu bölüm bana Uçurtma Avcısı’ndaki o unutulmaz sözü hatırlattı:
“Çocuklar boyama kitabı değildir, onları en sevdiğin renge boyayamazsın.”
Cüceloğlu soruyor: Çocuğumuzu gerçekten değerli görüyor muyuz? Ve bunu ona hissettirebiliyor muyuz?
“Büyükler bilen insanlar, küçükler ise öğrenen. Çocukların dünyayı keşfetmesine ilgi duyan ve onlara bu fırsatı veren bir ortam, çocuklar için en sağlıklı gelişim ortamıdır.”
“Çocuğunuza verebileceğiniz en anlamlı hediye, onun doğuştan getirdiği potansiyele güvenmenizdir.”
2. Bölüm – Niyet: Çocuğum İçin mi Varım, Çocuğum Bana Hizmet Etmek İçin mi?
Bu bölüm ebeveynliğin kalbine dokunuyor: Çocuğunuz sizin hayatınıza hizmet eden bir araç mı, yoksa saygıdeğer bir küçük insan mı? Cüceloğlu niyetimizi sorgulatıyor: Çocuğumu kalıplamak mı istiyorum, yoksa geliştirmek mi?
“Sağlıklı ve özgüveni yüksek çocuklar için, onların hata yapmasına, zorlanmasına ve kendi başarılarının tadını almasına fırsat vermek gerekir.”
3. Bölüm – Ebeveyn Kimliği: Kendimizle Olan İlişkimiz
Anne-baba kimliğimiz aslında önce kendi içimizde başlıyor. Kalıplayan mıyız, geliştiren mi? Niyetimiz bize mi ait, yoksa farkında olmadan kültürün sesi mi konuşuyor içimizde?
Geçmişe baktığımızda aklımızda ne kalıyor: alınmayan oyuncaklar mı, yoksa söylenmemiş duygular mı?
“Bir insanın bir başkasıyla sağlıklı ilişki kurabilmesi için önce kendiyle sağlıklı bir ilişki içinde olması