Ben nedir? Hayatımın akışı içinde bir araya gelivermiş ve kendine “Ben” diyen, fakat şu an sadece seyredip seyrettiğinin tadına varan, sıkıştırılmış ve karmaşık bir nöronlar kombinasyonu olabilir.
Düşünceler içindeyimdir, fakat düşünen kişi ben değilimdir. O, düşünce, kendi kendine düşünür. Enine boyuna düşünür. Benim katkım, belirli bir düşünceye takılı kalmayıp, kendimi sürece emanet etmektir.
"Ben aşkta daima high life’ı hedefledim ve bir daha oradan aşağı inmek istemedim. Aşk, bir Bach kantatı gibi içten ve olgun olmalıydı, en iyisi hep baştan başlayan bir kantat gibi, da capo, fakat ad infinitum."
"Sonra bu yükseklikten düşüp tekrar dibe vurulur, anlamsızlığa gömülürüm. Sonra tekrar, önümde ışıl ışıl bir manzaranın uzandığı iyimserliğin zirvesine... Hayat!"
Bardağın yarısı boştur ve gitgide boşalmaktadır. Derken, akabinde durum o kadar da beter olmaz, umulmadık olanaklar doğar, güven duyarsınız, bardağın yarısı doludur ve gitgide dolmaktadır.