"Kendi varlık tılsımın harâb etmedikçe, insan için hakîkât hazînesi perdesinin açılmasına imkan yoktur. Hakîkât, bir deryâ; söz ise serâb gibidir. Hiç kimse de serâbı görmekle deryâdan doymamış ve ona muhtâç olmaktan kurtulmamıştır.”
Bil ki: Allah'a isyan etmekten sakınmak, azabından korkmak ve ona ibâdet etmek için çalışmak da bir hüsn-i zandır. Yine bil ki; burada birçok insanların hataya düştüğü bir esas ve kıymetli bir nükte vardır ki, o da "ümit" ile "temenni" arasındaki farktır. "Recâ" (ümit) bir esasa dayanır. "Temenni" ise bir esasa dayanmaz.
Hz. Ali'nin (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nice insanlar çeşitli nimetlerle aldatılırlar. Nice insanlar da halkın kendilerini methetmeleriyle imtihan edilirler. Niceleri de vardır ki, günahlarının örtülmesiyle mağrur olurlar."
Muhammed bin Yûsuf'dan bize kadar gelen bir habere göre, o, şöyle demiştir:
- Süfyân-ı Sevrî'nin bir gecesini düşündüm. Bütün gece ağlamıştı. Ona, "Günahların için mi ağlıyorsun?" dediğimde, o, eline bir saman çöpü alarak: "ALLAH'ın yanında günahın bir saman çöpü kadar değeri yoktur. Ben - ALLAH korusun imansız gitmemden korkuyorum!" dedi
Stonewall Jackson cesaret isteyen bir hücum planladığında, generallerinden biri, "Şöyle olacağından korkarım," "Korkarım ki..." gibi sözlerle itiraz etmiş. O zaman Jackson elini komutanın omuzuna koyup, "General, hiçbir zaman korkularınıza danışmayın," diye cevap vermiş.