İsa Mesih, elinde dua kitabıyla dolaşmıyordu.
İnsanların kalbine dua ihtiyacı aşılıyordu. Vergi memuru bile işini bırakıp onun peşine düşüyor, havari oluyordu. Ama bizde nasıl? Bu kutsal sıfata sahip olanlar ticareti seçiyor, lüksü, tembelliği... Halk da onları dinlemek istemiyor. Neden etkilensin ki? Ruhları uyandıramayanlar dindarlık da aşılayamaz. Dini, kuru kurallara indirdiler. Kutsal kitabı yorumlarla boğdular. İsa’nın anlamını ve özünü unuttular.
Oysa İsa “Tanrı’yı hatırlayın,” demiyordu. “Sevin,” diyordu. “Sevgiyle yaklaşın. Herkesi sevin. Tüm varlıkları, taşı, ağacı, deniz kıyısındaki kumu bile sevin. Sevgide dinin özü vardır,” diyordu. Bu sevgi, insanı, toplumu, ulusları dindar kılan şeydir,”