Verâ

Verâ
@Birdemetyolculuk
Allah'a güven! Her hatin çîrokeke. Her çûyîn çîrokeke...
Puan vermedi·368 syf.··
2025 68. kitabı
"Sonradan kör olmadığımızı düşünüyorum, biz zaten kördük. Gördüğü halde görmeyen körler." Yazar bu eserini bir gün bir kafede oturup siparişini beklediği sırada "ya hepimiz bir anda kör olsak" diye düşünmüş ve devam ederek ortaya çıkarıyor.. 1998 yılında da Nobel Edebiyat Ödülünü almıştır. Kitapta satır başları, konuşma çizgileri yok, çok fazla virgül var ve düz yazı biçiminde. İlk başlarda zorluk çekmekle birlikte sonradan alışıyor insan... Hiç tanımadığınız insanlarla ve hiç bilmediğiniz bir ülkede süt beyazı bir körlük içinde uzun bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Öyle güçlü betimlemeler yapılmış ki, kitabı okudukça insan, gözlerini kapatıp açtığında kendisini o beyazlığın içinde gibi hissediyor. Kitabı yaşıyorsunuz resmen. Karanlık bir körlük değil, beyaz bir körlük; üstüne üstlük bulaşıcı... Ürkütücü ve dehşete düşüren olaylar zincirinde kayboluyor insan. Kitabın okunmasını tavsiye ederim, fakat bu yayını tavsiye etmiyorum. Huzurlu ve faydalı okumalar dilerim. "İnsanlar arasındaki kavga öyle ya da böyle bir tür körlüktür."
KörlükJosé Saramago · Can Yayınları · 2015132,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·107 syf.··
2025 63. kitabı
"Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım." Kırmızı Pazartesi, ilk olarak 1982 yılında basılıyor; gayet yalın, sürükleyici ve akıcı bir üsluba sahip. Yazar, kitapta toplumsal bir sorunu ele almış aslında. Hatta yazarın çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanan bir cinayeti kendi anlatımıyla aktardığı biliniyor. Bir cinayet söz konusu. Ve bu cinayetin işleneceğini herkes biliyor, farkında ama engellemek için kimse bir şey yapmıyor... - Kitabı okurken, yakın bir zamanda ülkemizde yaşanan ve epey gündemde olan; yaşandığı günden bu yana takip ettiğim, halen bile araştırmakta olduğum bir olay üzerinde düşünüp durdum... Herkesçe bilinen; gözleri kör, kulakları sağır eden... Mevzu insanlık olunca sınıfta kalıyoruz... Toplumca- Ortaklaşa yapılan, ortaklaşa göz yumulan içler acısı bir durum.. 'Tek bir ya da iki suçlu yok herkes suçlu evet ama peki ya kurban?' Kitabı okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kitabın okunmasını kesinlikle ama kesinlikle tavsiye ediyorum. Ağlaya ağlaya okuduğum ve yorum yazdığım bir kitap oldu. Yazılacak çok şey var aslında ama kelimeler, cümleler bile yoruldu sarf edilmekten... İnsanlıktan yana öylece kalıveriyoruz. İlerleyemiyoruz sanki asla.. Huzurlu ve faydalı okumalar dilerim..
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2025 55. kitabı
"Bizim memlekette insanlar doğuştan ölünceye kadar çalışırlar." Tek kelimeyle harika bir Jack London kitabı Deniz Kurdu. Betimlemeleriyle, gerçekçiliğiyle olaylara dalıyorsunuz. O kadar çok şey öğreniyorsunuz ki, bununla ilgili ben hiçbir şey bilmiyormuşum diyorsunuz. Kitap, düşündürüyor, araştırmaya, sorgulamaya sevk ediyor ve yeni ilgi alanları açıyor. Bazı kavram ve terimlerden kaynaklı olarak dili ağır gelebilir ama aslında bu kavram ve terimlerle daha zevkli ve öğretici oluyor ki, zaten akıcı ve sürükleyiciliği ile gayet rahat okunuyor. Karakterleri yine aynı şekilde kendine has nitelikleriyle, özgünlüğüyle harika. Sahip olmak, sahip ol(a)mamak, çalışmak, çalış(a)mamak arasındaki ince çizgiye götürüyor bizi. Ben, ben ve ben; sadece ben diyen bir insan düşünün. Ne dürüstlük ne doğruluk ne ahlak ne merhamet ve ne vicdan. Bunların hiçbiri yok o insanda. En büyüğü, en akıllısı, en güçlüsü benim, bu dünyada sadece benim doğrularım, benim inançlarım geçerlidir diyen bir insan. Ve siz bu insanın emir ve buyrukları altındasınız. Tek başınıza, koskacaman, fırtınalı, dalgalı, ıssız, sessiz ve derin bir denizin ortasında bu insanın yanında. Her şeyin farkında olduğunu zanneden ama aslında hiçbir şeyin farkında olmayan tehlikeli bir insanın yanındasınız. Ne hissedersiniz? Deniz Kurdunu okuduğunuzda tüyleriniz diken diken hissedersiniz, neler neler hem de... En tehlikelisi de, bu insana alıştığınızı bir düşünün, gittikçe ona benzediğinizi. İçinde bulunduğumuz zamanda bile görüyoruz. Ahlak yoksunu insanlarla dolu bir dünyada yaşıyoruz. Ve gittikçe de onlara benziyoruz, onların yolundan gidiyoruz önce istemsizce sonra alışmış olarak.. Tüm bu, güya yükselişlerin bir düşüşü de var elbette, Kurt Larsen gibi.. Hep bilinegelmiş, hep görülmüştür büyük balık küçük balığı yer.
Deniz KurduJack London · Lilith Yayınevi · 20188,3bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 54. kitabı
"Esastan mücerret bir usül ya da usül kaygısından yoksun bir esas düşünülebilir mi?" Dili yalın olmakla birlikte anlaşılması zor; okurken üzerine düşünülmesi gereken bir kitap. Aslında Sezai Karakoç'un bütün kitapları böyle. Gündönümü'nde, insana diriliş çağrısını ve bu çağrıya nasıl kulak vereceğimizi anlatıyor. Bir bakıma insanı diriliş çağrısına davet ediyor; kalkın, umudunuzu diri tutun, gerçekler için, insanlık için sağlam bir çaba gösterin. Bir hastalığa, vebaya yakalandınız diye kendinizi büsbütün bırakamazsınız der gibi. Sezai Karakoç bu kitabında, diriliş mucizesi, temel ilke, birlikte arayış, hakikat, emânet şuuru, ahlâk, kendini bulmak, Miraç, doğru seçim ve değerlendirme gibi pek çok konuyu aktarıyor. Ütopik gibi görünebilir ancak zor da olsa, bir diriliş gençliği, diriliş medeniyeti, diriliş uygarlığı düşüncesinin gerçekleşebileceğinin imkânsız olmadığını, hayalden, düşten ibaret olmadığını anlatıyor aslında. Doğru algılayabilmek için idrak ede ede okunması gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde sadece okumakla kalır, anlamamış oluruz. Önemli bir diğer nokta da, insanlığa ve kendimize yaraşır şekilde; okuduklarımızı, öğrendiklerimizi, yaşamımıza çevirebiliyor muyuz? Sezai Karakoç kitapları, "teslim olarak okunmalı kitap" cümlesinin aynası gibi. "Her şey Allah için, her şey Allah'a doğru" prensibini yüreğine işleyenler, insanlık ruhunu, çağdaş kanserden ayıklayacaklardır ancak. Sezai Karakoç'un sadece bu kitabını değil, bütün kitaplarının okunmasını kesinlikle tavsiye ediyorum. Huzurlu ve faydalı okumalar dilerim..
GündönümüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 2000785 okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2025 53. kitabı
"Deng sestir. Bej ise sese biçim verendir, sesi söyleyendir. Sese ruh kazandıran, sesi canlı hale getirendir. Sesi meslek edinmiş usta, mekânı ses olmuş insandır. Dengbêj, sese nefes ve yaşam verendir. Dengbêj, sesi kelam, kelamı kılam, türkü haline getirendir. Dengbêj, söyleyendir, anlatandır." Dengbêjlerim, insanın bilincine ve yüreğine damla damla akıyor. Yaralı bir dili, kanatları kırılmış bir kültürü hatırlatıyor. Bir denemeden çok daha fazlası; bir mektup, bir vasiyetname. Her cümlesi hüngür hüngür akıyor bilince. Her yıl okurum Dengbêjlerimi. Bu yıl da bu aya denk geldi. Her okumamda da farklı bir tat, farklı bir his duyar; bir araştırma ve öğrenme gücü edinirim. Dili, anlatımı oldukça açık, anlaşılır, yalın; hem okuyor, hem dinliyorsunuz. Hem gözleriniz hem kulaklarınızla ruhunuza deng veriyorsunuz. Diliniz hafızanızdır, kimliğinizdir, tarihinizdir, geçmişiniz, geleceğinizdir; sahipsiz bırakmayın, kaybetmeyin, kaybolmasına izin vermeyin, hatırlayın, hatırlatın diyor sanki Dengbêjlerim; gür ama incinmiş, kırılmış, gözyaşıyla dolu bir deng ile... Babamla karşılıklı kılam ve stranlar söylerken hep Dengbêjlerim gelir aklıma. Yıllar önce babama Dengbêjlerimi okuduğumda ağlamıştı. Ve "Xem û keder giran in. Ew di dil de dikelin û dikelin; ew diherikin nav hişmendiyê. Ew dibin peyv, ew dibin peyv. Ew nahêlin em ji bîr bikin" (hüzün ve keder ağırdır. yürekte kaynar da kaynar; bilince taşar. Söz olur, kelam olur. Unutturmaz) demişti.. Çok kıymetli, çok keyifli, Dengbêjce, çok özel bir eserdir Dengbêjlerim. "Dil duyguların anayurdu." "Önce söz ve kelam vardı." Okunmasını kesinlikle tavsiye ediyorum. Huzurlu ve faydalı okumalar dilerim..
DengbêjlerimMehmed Uzun · Sel Yayıncılık · 20211,994 okunma