İnsan ruhunun, insanlık ruhunun yılanları vardır; uygarlıkların çökmesi için bekler dururlar sınırlarda. İki uygarlık bir araya geldi mi hemen yılanlar köprü durumunu alırlar. Adeta iki uygarlığın bir araya gelişindeki ilk sıkıntıdan doğarlar. İyi köprüler de vardır, güvercinlerden, defneler den, zeytin hışırtılarından ve çam iğneleri aralıklarından, ağaçtan ve çiçek tozlarının çılgınlığından. Ama bütün uğurlu habercilerin mevsimi vardır ve mevsim bahardır.
Yalnız umut, seraptır. Yalnız korku, boğucu ve çökerticidir. Realiteye de aykırıdır, bunlardan birine dayanıp öbürünü inkâr etmek. İnsanın, gerek geçmişi, gerek içinde bulunduğu zamanı acı ve tatlı gün ve olaylarla haşir neşirdir. Bu dünyanın diyalektiğinde, kötü ve iyi, ak ve kara yanyana durur. Bunlar birbiriyle alternatiftir. Hele değer hükümleri birbirine karışmışsa, akın karaya, kötünün iyiye bulanması bile olağanlaşıverir.
Peygamberlere de müjdeleme ve korkutma emredilmiştir.
«Ey örtülere bürünmüş adam, kalk ve korkut!» denilmiştir.
«O inananlara müjdele...» denilmiştir.