Bu muazzam eseri okumayı bitireli 4 gün oldu ve ben 4 gündür düşünüyorum, bu kitabı nasıl tanımlayabilirim diye. Ön ve son sözlerde de yazdığı üzere bu kitap distopya mı, ütopya mı sorusunun cevabı aslında okurun bakış açısına bağlı. Benim için Distopik temellere dayanan bir Ütopya Cesur Yeni Dünya. Her insanın her saniye mutlu olabilmesi için, yani “istikrar” için distopik yöntemlere başvuruluyor. Ancak şöyle bir ayrıntı var ki geçmişin silinmesi, kişilerin kuluçka döneminden başlayarak sisteme ve sosyal sınıflarına göre her koşulda mutlu olmak üzere şartlanması(özgür, hür iradelerinin ellerinden alınması)o dünya içinde insanların için olumsuz olmak bir yana son derece olumlu bir yöntem. Tabi insan hür iradesi ile kendi hayatını şekillendiremedikten sonra, farklı duygular yaşayarak, farklı deneyimleri tadarak mutlu olmadıktan sonra yapay yöntemler ile mutlu olmak bana anlamsız geliyor. Ancak objektif bir değerlendirme yaptığımda son sözde yazanlara göre(eğer yanlış anlamadıysam)dünya üzerinden global bir buhran(örnek olarak 1929 ekonomik bunalımı) döneminde insanlar refah ve mutluluk için böyle bir yaşamı tercih edebilir. En azından benim bakış açım beni bu sonuca çıkardı.