Basil;
“O resimde kötüye dair, utanılması gereken hiçbir şey yoktu. Sen benim gözümde bir daha asla rastlayamayacağım türde bir idealdin. Şu karşımdakiyse şehvet düşkünü bir iblisin yüzü.”
Dorian;
“Ne hazin!” dedi Dorıan Gray gözlerini portresinden ayırmadan. “Ben yaşlanıp çirkin ve iğrenç bir şey olacağım. Oysa bu portre hep genç kalacak. Keşke tam tersi olabilseydi! Ben hep genç kalsaydım da şu resim yaşlansaydı. Ruhumu bile satardım. Güzelliği solup gitmeyecek olan her şeyi kıskanıyorum.Senin yaptığın portremi kıskanıyorum. Benim kaybedeceğim şeye o neden sonsuza dek sahip olsun? Geçen her dakika benden bir şeyler alıp götürürken ona bir şeyler katıyor. Ah, keşke tam tersi olsaydı! O resim değişseydi de ben hep aynı kalsaydım! Neden yaptın bu resmi? Günün birinde benimle alay edecek, fena alay edecek bu resim!”
Gözlerine sıcak yaşlar dolmuştu. Elini sertçe çekip kendini divana attı; yüzünü dua eder gibi yastıklara gömdü.
Çok yakışıklı bir genç olan Dorian Gray, yaşlanmak yerine Basil’in kendisi için çizdiği portresine bakarken kendinisin hep genç ve güzel kalmasını onun yerine portresinin yaşlanmasını ister. Masum, genç ve saf biri olan Gray, Lord Henry’nin fikirlerinden etkilenerek değişim gösterir. Dorian zamanla bencil, vicdansız, manipülatif, sadece kendi zevkini düşünen biri hâline gelir. Ve birgün portresine bakarken fark eder ki dileği gerçekleşmiştir. Portresi onun ruhunu temsil etmeye başlar. Yıllar geçtikçe Dorian genç ve güzel görünmeye devam ederken portresi onun işlediği kötülüklerin, günahların ve ruhsal çöküşleri sebebiyle içindeki çürümeyi gösterir ve yaşlanır.