Herkese selam,
Tomris Uyar'ın çevirisiyle Pulitzer ve Nobel Ebediyat Ödülü'ne layık görülen çağımızın toplumsal ve insani meselelerinin ustalıkla anlatıldığı başyapıtın incelemesiyle geldim.
Her şey Kino'nun oğlu Coyotito'yu akrebin sokmasıyla başlar. Karısı Juana ısırılan bölgeyi emip zehri tükürse de endişelidirler. Fırsatçı ve gözünü para bürümüş kasaba doktorunun kapısına giderler. Doktor halkın fakir olduğunu ve ona ödeme yapmayacağını bildikleri için Kino'yu geri çevirir. Ellerindeki inciler değersizdir ve çocuğun tedavisi için daha iyi bir inci gereklidir. Kanosuna binip denize açılan Kino dev bir inci bulur. İnci avcılarına götürür ama kandırılma korkusuyla başkente gitmeye karar verir. Kasaba halkı incinin varlığına ve ihtişamına inanamazken onu çalmak isteyenler olacaktır. İşte tam da burada gidişat tamamen değişir ve Kino ailesiyle birlikte inciyi kaptırmamak adına kaçmaya başlar. Sonunda inci geldiği yere yani denize döner, çünkü artık Coyotito ile ilgili kurduğu hayaller de suya batmıştır.
İnsanoğlunun çarpıcı bir şekilde kıskançlığını, açgözlülüğünü ve para hırsını anlatan bir dram öyküsü. Etkileyiciydi. İnciyi satıp zengin olma hayalleri kurarken her şeyin tersine dönmesiyle evdeki bulgurdan olma durumu kısacası. Coyotito'ya çok üzüldüm. Herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir eser.
"Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verirseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu."
"Bir şeyi çok fazla istemek iyi değildir. Bazen şans ters dönebilir yoksa. Ayarında istemeyi bilmeli kişi."
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202350bin okunma