“Özgürlük gerçek anlamda nedir diye düşünüyorum bazen,” dedim durup dururken.
“Ben belli bir tehlike, bir çeşit güvensizlik olmadan özgür de olunamayacağına inanırım. Özgürlük eğreti dengedir, biraz ortama ait olmamaktır.”
"Enrico’nun ölümü, hayatımda deneyimlediğim ilk anlam kaybıydı. Kaosla ilk yüz yüze gelişimdi. O kadar anlamsız ve ciddi bir şeydi ki onu anlamlandırmaya çalışan zihni afallatıyordu.
İşte belki anlamsızlığın bu baş döndürücülüğünden kaçıp sığınmak, kendimizi uçurumdan sakınmak için iki gün sonra sanki sözleşmiş gibi hepimiz ondan söz etmeyi bıraktık.
Sanki hiç yaşamamış gibi unuttuk onu.
O hiç var olmamıştı"
"Sevda yalnız dudaklarda doğup yaşadıkça bir saadet olur... Onun dudaktan kalbe zehir gibi işlemesine meydan vermemeli... Ben çiçeklere "toprağın sevdası" derim Kınalı Yapıncak... Onlar da toprağın dudağında birer buse olarak açılıp sönüyorlar... Hangisi toprağın kalbine gitmeyi düşünüyor?"
"Yaklaşık bir yıl önce, Doncières'de, fiziksel, zihinsel ve manevi hayatta bulduğum özgünlüğün tamamını, kırda bir sabahın tatlı gri rengiyle bir fincan kakaonun tadına yüklüyordum"