Felsefe ile ilgileniyorum. Varoluşsal şiirler ve hikayeler yazıyorum. Koleksiyon yapıyorum. Zamanımı okuyarak, bir şeyler üreterek ve koleksiyon ürünleri bulmaya çabalayarak geçiriyorum. Şeylerin erekleri hakkında düşünüyorum.
Yoksulun evi bir sunak mahfazası gibidir
Orada ebedi olan bengi aşa dönüşür
Ve akşam inince, usuldan düşünür
Kendine dönmeyi geniş bir dairede
Ve dolu yankıyla yavaştan içine kapanır
Tininde açılan yarığın hissiyatı onu günden güne hasta ediyordu. Bir çeşit ruh vebası, bir çeşit uzaklaşma arzusu, hatta bir çeşit delirmeydi bu. Kendiliğine sıkışmanın delirten bulantısı ile başa çıkamıyor, gözlerinden delilik kusuyordu.
İşte şimdi bir tören daha yapılıyor
Rüzgar alçalıyor bu defa
Ne tatlı
Denizlerin önündeki kırmızı şeritleri Eris'in dudakları sanıyor
Üstelik bu kalp vebası bulaşıcı değil
Ne acınası!
Bu bir öz kıyım belli
Tıpkı
Tıpkı ismi bilinmeyen bir şairin içinde olduğu gibi
Dalgalar seni alıp götürüyor Aletheia
Bir kalbin ritmi şimdi orta yerinden yenisini doğuruyor
Tıpkı
Tıpkı bir lirin sesini yükseltir gibi
Ondaki anlamsızlığın görünümüne kaptırdı gönlünü
Yanakları sapsarı
Dudakları bir sepet kirazdan daha kırmızı
Ah benim Aletheia'm
Harmonia'yı ararken denk geldi Eris'e
Şimdi o da yok olacak onun içinde
Kakia'nın kapısında yatıyor gecelerce
Yaptıklarını meşru kılacak bir oyun arkadaşı arıyor
Fakat oyundan öte
Saklambaçtan çok öte
Bu bir oyun olamaz ne cüret!