Başkalarına söy-
leyecek bir sözüm olabilmesi için önce kendime söz geçir-
mem gerektiğine inanıyorum. Bana bugün, ne yapmalı? di-
ye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, di-
yebilirim. Bir temel ilkeden yola çıkmak gerekirse, bu temel
ilke ancak şu olabilir: kendini çözemeyen kişi kendi dışın-
da hiçbir sorunu çözemez.
Ne yapmalı? Bugüne kadar sürdürdüğüm gibi, çevremde-
ki kişilerin davranış ve tutumlarını bilinçsiz bir aldırmaz-
lıkla benimseyerek bu renksiz, kokusuz varlıkla yetinmeli
mi; yoksa, başkalarından farklı olan, başkalarının istediğin-
den çok farklı, köklü bir eylem isteyen gerçek bir insan gibi
bu miskin varlığı kökten değiştirmeli mi? En basit sorunla-
rın çözümünde bile bocalayan bu sözde devrimci gölgeyi,
hiç düzeltmeden, biraz olsun çekidüzen vermeden, amaç
edindiğimiz ülküleri gerçekleştirmek için hemen kavganın
ortasına atıverelim mi? Kendini yönetmeyi beceremeyen ki-
şileri, toplumları yönetmek, onlara yeni yollar göstermek
için hemen başa geçirelim mi? Yoksa, toplu eylemlerde küt-
lelerin başına bela olan zayıf kişilikleri önce sert ve sıkı bir
sınavdan mı geçirmeli?