Gölge ile yüzleşmeyi reddettiğimizde veya "Çekil git Şeytan" diyerek sadece irade gücüyle onunla baş etmeye çalıştığımızda bu enerjiyi bilinçdışına sürgün etmiş oluruz. O zaman gölge bilinçdışından, olumsuz, kompülsif bir biçimde ve yansıtma vasıtasıyla gücünü kullanır. Böylece yansıtmalarımız bizi çevreleyen dünyayı kendi yüzlerimizi gösteren bir ortama dönüştürür ancak biz onları kendi yüzlerimiz olarak tanımayız. Gitgide yalnızlaşırız; çevremizle ilişkimiz gerçekçi değil aldatıcıdır zira dünyanın gerçek haliyle değil, gölge yansıtmamızın bize göstediği "kötü ve şeytani"' yüzüyle ilişki kurarız. Sonuç, gerçeklikten kopuk, şişmiş, oto-erotik bir varoluş halidir ki onunla sık sık "Bilmem kim keşke şöyle olsaydı" veya "Böyle olsaydı şöyle olurdu" ya da "Eğer hakkıyla anlaşılsaydım"", "Takdir edilseydim""gibi cümlelerle karşılaşırız.
Yansıtmalarımızdan dolayı böyle bir çıkmaz bize çevrenin kötü niyetiymiş gibi görünür, bir kısırdöngü oluşturur. Bu yansıtmalar zamanla başkalarına karşı tutumumuzu o derece şekillendirir ki sonunda yansıttığımız şey harfi harfine gerçek olur. Kötü niyetli bizi takip ettiğine o kadar uzun süre inanmışızdır ki başkaları, iğneleyici savunmacılığımıza yanıt olarak, en sonunda kötü niyet ortaya koyarlar. Tutumumuz çevremizdekiler tarafından sebepsiz düşmanlık olarak algılanır; bu onların bize karşı savunma duygularını ve gölge yansıtmalarını tetikler; biz buna savunmacı bir tavırla tepki gösteririz ve böylece kötü niyetli daha da artmasına neden oluruz.
Gölge, ego gelişiminin bir bileşinidir. Bir farkındalık merkezinin oluşturulmasıyla beraber ortaya çıkan bölünmenin ürünüdür. Ölçtüğümüz ve noksan bulduğumuzdur.
Birisinden en aşağılık, en katlanılmaz, en menfur ve en anlaşamayacağı kişilik tipini tarif edilmesini isteyin, size kendi bastırılmış özelliklerinin tanımlanmasını yapacaktır. Tamamen bilinçdışı olan bu durumun yarattığı etkiyle öteki kişide her karşılaştığı yer ve zamanda acı çekecektir. Bu niteliklerin onun açısından bu denli kabul edilemez olmalarının sebebi, kendisine ait olan bastırılmış tarafları temsil etmeleridir; yalnızca kendimizde kabul edemediğiniz şeyleri başkasında katlanılmaz buluruz.
Bizi çok fazla rahatsız etmeyen, nispeten kolay affedebildiğimiz olumsuz nitelikler muhtemelen gölgemizle alakalı değildir.
Bir gölge yansıtmasının meydana geldiği yerde diğer kişinin gerçekliği ile kendi komplekslerimiz arasında ayrım yapamayız. Bozuk nerede başlayıp onun nerede bittiğini göremeyiz. Onu göremediğimiz gibi kendimizi de göremeyiz.
Gölge terimi, kişiliğin ego ideali uğruna bastırılan kısmını ifade eder. Bilinçdışı olan her şey yansıtıldığına göre, gölge ile yansıtmada yani, öteki kişi hakkındaki görüşmelerimizde karşılaşırız.